Hangisi doğru? Kim haklı?

Ekolojik konular hakkında yazmak her zaman kolay değil.  Hafta başında yeni bir araştırma yayımlanıyor.  Kapkara bir gelecek, karamsar öngörüler, inanılmaz bir ekonomik fatura.  Ne kadar olası diye incelemeye başlıyorsunuz.  Hafta ortasında, birkaç uzman, o karamsar sonuçlara karşı çıkıyor.  Siz şaşkın şaşkın bakınırken, hafta sonuna doğru, ilk araştırmanın yazarları ikna edici bir savunma yayınlıyorlar.  Kim haklı?

Konu çok ciddi.  Arktik Okyanus’un buzlarının hızla eridiğini biliyorsunuz.  Ekogazete’de epeyce sözünü ettik bunun.  Geçtiğimiz hafta yayınlanan bir araştırma raporuna göre, buzların erimesiyle yaklaşık 50 milyar ton metan gazı atmosfere karışacak.  Metan gazının bir kısmı eriyen buzun altından çıkacak, büyük bir bölümü de okyanus sularının ısınmasıyla deniz dibinden koparak su yüzüne ulaşacak.

RESİM 1

Metan, belli başlı sera gazlarından biri olduğu için böyle bir olasılığın çok önemli iklim sonuçları var.  Deniz suyu düzeyinin yükselmesi, seller, su baskınları, tarımda verim düşüşleri ve insan sağlığının olumsuz etkilenmesi ilk sıralarda yer alan sonuçlar.  Araştırmacıların esas amacı bu sonuçların ekonomik maliyetini bulmak.  Bunun için İngiliz hükümetinin 2006 yılında geliştirdiği bir modeli kullanarak bir sayı elde etmişler:  Toplam 60 trilyon dolarlık bir ekonomik maliyetten söz ediyorlar.  Yani 2012 yılında tüm dünya ekonomisinin hacmine eşdeğer bir fatura.

Böyle bir öngörüyü duyup da ürkmemek pek kolay değil.  Özellikle, Arktik Okyanus’un tüm buzlarını kaybetmesinin 2030 ile 2054 yılları arasında gerçekleşmesinin beklendiğini göz önüne alırsanız.

Biz, acaba bu karamsar tablo ne kadar gerçekçi, diye düşünürken, NASA Goddard Enstitüsü’nde iklim uzmanı olarak çalışan Gavin Schmidt tartışmaya katıldı ve araştırmada öngörülen boyutlarda bir metan salımının mümkün olmadığını öne sürdü.  Schmidt’e göre, özellikle deniz dibi salım mekanizması çok yavaş işliyor ve gazın su yüzüne çıkıp atmosfere karışması yüzyıllar sürüyor.  “8.000 ve 125.000 yıl önce Arktik Okyanus buzlarının önemli ölçüde eridiğini buz katmanlarından biliyoruz.” diyor Schmidt.  “Ama aldığımız örneklerde metan gazı salım izleri yok.  Demek ki, ya böyle bir salım olmadı ya da çok yavaş gerçekleştiği için bir iz bırakmadı.”

Chicago Üniversitesi iklim uzmanı David Archer da aynı görüşte.  “Özellikle deniz dibinden metan gazının yükselmesi ve atmosfere karışması çok yavaş bir süreç.” diyor, Profesör Archer.  “Ve bundan daha hızlı bir mekanizma bilinmiyor.”

Bu noktada, ilk yayınlanan görüşlerin fazlasıyla karamsar olduğu düşünmeye başlamıştık ki, söz konusu makalenin yazarlarından Cambridge Üniversitesi ögretim üyesi Peter Wadhams eleştirilerin niye geçersiz olduğunu açıklayan bir yazı yayımladı.  Yanıtında, buzlar eridikten sonra deniz suyunun tahmin edilenden çok daha hızla ısınmaya başladığını gözlemlediklerini kaydeden Wadhams, Schmidt, Archer ve diğer uzmanların bu bulguları bilmedikleri için sonuçlara kuşkuyla baktıklarını belirtti.

RESİM 2

Buzlar eridikten sonra deniz suyunun 0°C’den 7°C’ye çıkması durumunda, metan salımını çok hızlandıran bir mekanizmanın oluştuğunu ve bulgularının bu model çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor Profesor Wadhams.

Nasrettin Hoca’nın herkesi haklı bulduğu fıkrayı hatırlar mısınız?  Bu tartışmadan sonra biz de biraz Nasrettin Hoca gibi hissettik.

Tahsin Çorat /  Yararlanılan kaynak:  Matt McGrath, BBC, 24.7.2013

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar, Genel Konular, İklim içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s