Fatih Akın’ın cenneti Fransız basınında

Katıldığı şenliklerde ödül toplayan, varlığıyla onur duyduğumuz Fatih Akın’ın son filmi 5 gün önce Fransa’da vizyona çıktı:  “Cennetteki Çöplük”.  Türkiye’deki ekolojik bir felaketin, isterseniz rezaletin diyelim, öyküsünü anlatan film geçen yılki Cannes Film Şenliği’nde yarışma dışı gösterilmiş, ilgi görmüştü.  Geçtiğimiz Ekim’de Türkiye’de de gösterilmişti.  Çevrecilerin ilgisinin dışında fazla ilgi çekmeden.  Bakalım Fransız basını ne diyor?

Ama önce filmin geçmişine dönelim.  Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” filmini görmüş müydünüz?  Son sahne Türkiye’de bir deniz kıyısında geçer.  Burası Karadeniz’deki sakin bir kasabadır: Çamburnu.  Fatih Akın’ın dedesi ile ninesinin kasabası.  Yeşilliklerin içinde kaybolmuş bir cennet parçası.  Huzur içindeki halkın yaşamı yetiştirdikleri seçkin çaya bağlıdır.

Akın Çamburnu’nda çekim yaparken bir olayın farkına varır.  Devlet burada dev bir açık hava çöplüğü kurmak istemektedir.  Evlerin, çay tarlalarının, denizin burnunun dibinde.  Kasabada direniş başlar.

FatihAkin_Cennet_1

Halk ısrarla bu projenin yasalara, kurallara aykırı olduğunu vurgular ve ortaya çıkacak sayısız ekolojik felaketi dile getirir.  Bürokratlar sözler verirler, olmayacak önlem öyküleri anlatırlar, ama bildiklerini okurlar.  Zorda kalınca da zorbalık yaparlar.

Fatih Akın büyük bir olayın tanığı olduğunu kavrar ve bu insanları kaderleriyle baş başa bırakamayacağını anlar.  Gelişmeleri izlemeye, izletmeye başlar.  Kasabanın becerikli, efendi, inançlı fotoğrafçısı Bünyamin Seyrekbasan’a kamera kullanmasını öğretir ve günler boyu olup biteni filme çekmesini ister.  Kendi de ekibiyle zaman zaman Çamburnu’na gelir.  6 yıl sürer bu izleme.  Aşağıda onu filmin ön planda gelen kişisi olan Nezihan Haşlaman’la birlikte görüyoruz.

FatihAkin_Cennet_2

Film izleyenin gözleri önünde sergilediği rezaletlerle bir utanç tablosu çiziyor.  İlkel düzeyde kalmış bir kamu hizmeti anlayışı görüyorsunuz.  Çöplükten sorumlu olan kişilerin (aralarında çevre mühendisi bile var) nasıl mühendislik diploması almış olduğuna şaşıyorsunuz.  Ama filmde hudutsuz bir güzellik duygusu da var.  Fatih Akın pisliği anlatırken yöre insanlarının güzelliğini büyük bir sevgiyle aktarmış.

Bu uzun girişten sonra Fransız basınının neler dediğine bakalım.

  • Film yetkililerin ortaya çıkan rezalete karşın duruma göz yummalarını etkili biçimde      protesto ediyor. –  Christophe Narbonne, Première
  • Bu görüntüleri izleyenleri duygulandıran ve isyan ettiren şey insani ve ekolojik felaketin kaçınılmazlığı.  Görkemli bir doğanın tepesine kokular, pislenen topraklar, kirlenen sular iniyor.  Ve yetkililerin sorumsuzluğu da birlikte geliyor.  Bir film kirlenmeyle boğuşabilir mi?  Ama en azından protesto eder. –  Hélèna Villovitch, Elle
  • Fatih Akın başkalarının kolayca düşebileceği duygusallığa ve lirizme düşmüyor.  “Bilinç yaratma” iddiasında olan filmlerin tersine, görüntüler ölçülü ve şok yaratmaktan kaçınıyor.  Çünkü görüntülerin kendileri yeterince konuşuyor. –  Mathieu Amat, Critikat.com
  • Film Türkiye’de geçiyor, ama anlattığı öykü yeryüzünün birçok yerinde yaşanabilirdi.  Film ekolojik bir sorunu işliyor, ama Fatih Akın “Esas konu bu değil.” diyor.  “İnsanların aptallığı…  Bazı durumlarda nasıl da Kafka’msın bir biçimde davrandıkları.  Ama daha da önemlisi, sivil halkın cesareti ve Türkiye’de taşradaki yaşam.” – Euronews, 22.5.2013
  • Filmin başarısı ekolojik felaketlerin mekanizmasını başarıyla sergilemesinde.  Bütün öğeler ortada:  Politikacıların bir sorunu çözmek için başka bir sorun yaratmaları…  Halkın seyirci konumuna itilmesi…  Tekniğe gözü kapalı güvenme… –  Terroeco.net
  • Bu film bir trajediyi anlatıyor.  Öyle ki, sinemacının ülkedeki büyük ünü de, ortada kameraların dolaşması da, halkın seferberliği de, belediye başkanının AKP’li olması da hiçbir anlam taşımıyor yetkililer için.  [Örneğin, Fatih Akın görüş almak için gittiği bakan tarafından kovuluyor.]  Devlet Trabzon’un bütün çöpünü buraya atma kararı alıveriyor.  Bir dram gibi başlayan film trajediye dönüşüyor.  Ve patlayan rezaletler peşi peşine sıralanıyor.  Yetkililer her seferinde, önce duruma hâkim olduklarını söylüyorlar, ama daha sonra söylem “kader”e kayıyor.  Bürokrat ve teknokratların yeteneksizliği ortaya serilip duruyor.  Fatih Akın, halkta seçkin kahramanlar bulmuş.  Örneğin Nezihan Haşlaman…  Bu yaşlıca kadıncağız nasıl da inançla boğuşuyor, il valisine nasıl da kafa tutuyor!  Çamburnu cennetini de, nüfusunu da yitirmektedir belki, ama anısı belleklerdeki yerini almıştır artık. –  Thomas Sotinel, Le Monde, 8.5.2012
  • Ormanları, çay tarlaları yemyeşil olan bu cennet parçasında, yerleşmelerin hemen yanına büyük bir çöplük yapılmaya kalkılıyor.  Usulsüzlükler içinde, yasa dışı tavırla, kötü projelendirmeyle…  Ama zamanla halkın uyardığı tehlikelerin peşi peşine ortaya çıktığı görülüyor:  Kokular, denize karışan pislikler, halkın içme suyu olan yeraltı suyunun kirlenmesi, ekinleri pis suların basması, böcekler, kuş sürüleri, serseri köpekler.  Ağlanacak, hatta kusulacak bir görünüm.  Ama güzellikler de var.  Örneğin, film tamamlanamadan vefat etmiş olan şu yaşlıca kadın yürütülmüş olan bu savaşımın asil, ama üzüntü verici sembolü olarak belleklerimizde kalıyor.  Film 21. yüzyılın başındaki bir tür yönetim tarzının felaketini resimleyen çok yararlı bir belge olarak ayakta duruyor. –  Olivier Séguret, Liberation, 18.5.2012
  • Bu utanç çöplüğü filmi hem korkunç, hem de umut veren bir öykü anlatıyor.  Korkunç, çünkü devlet hiçbir şeye aldırmadan sakin, kendi halindeki bir yerleşmenin burnunun dibinde yılda 120.000 ton atık alacak bir çöplük yaratıyor.  İşin başında her türlü teknik çözümün sözü veriliyor;  ama hiçbiri gerçekleşmiyor.  Korkunç bir koku      ortalığı sarınca sorumluların yaptığı tek şey çöplüğe parfüm sıkmak oluyor.  Film umut da verici, çünkü bir avuç halkın bu rezalete nasıl da inançla ve ısrarla direndiğini      anlatıyor.  Film aslında ekolojik felaketleri yaratan mantığı topluca sunan bir katalog:  Tutulmayan sözler, korkutmalar, adalete sevk etmeler, sorumsuzluk, yeteneksizlik…  Bir de üstelik yeni yapılmış havuzun duvarının çökmesi…  Çöplüğün sorumlusu bir mühendisin “Ne yapalım yani?  Çok yağmur yağdı ise kabahat bizde mi?” demesi… –  Arnaud Schwartz, La Croix, 29.5.2013
  • İlginç.  Sinemacılar belgeselleriyle atıklara ve çöplüklere eğilmeye başladılar.  3 film yakınlarda ekranlarımıza gelecek.  İlki Fatih Akın’ın “Cennetteki Çöplük”ü oldu.  Nezihan Haşlaman’ı unutmayacağız.  Sırada “Trashed” var.  [Ekogazete bu filmden daha önce söz etmiş ve kısa bir video sunmuştu.]  Üçüncü film de Martin Esposito’nun 9 Ekimde vizyona girecek olan “Super Trash”ı. –  Gilles van Kote, Le Monde, 29.5.2013

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynaklar:  Çeşitli basın organları.  Not:  Bu yazıyı Nezihan Haşlaman’ın anısına sunuyoruz.

Reklamlar
Bu yazı Atıklar, Denizler - Irmaklar, Ekoloji Politikası, Ormanlar, Sağlık - Beslenme, Su, Tarım içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s