En zeki kent: Santander

Otomatiğe bağlanmış bir kent düşünün.  Çok şeyin bilgisayar sistemlerinin işletimine bırakıldığı bir yer.  Öyle ki, gereksiz tüketim ve kayıplar en aza indirilmiş.  Savurganlık azalmış.  Kentliyle yönetim arasında anlık (anında) bir iletişim sistemi kurulmuş.  Böyle bir kent ekolojik yaşama yollanan bir serüveni vurgulamıyor mu?  Buna “İşte zeki bir kent” demez misiniz?  Bu gerçek.  Bir hayal değil.

Kentin adı Santander.  İspanya’nın kuzeyinde, Bilboa’nın yakınında, Atlantik Okyanusu’na açılmış bir kent.  Nüfusu 200 bin dolaylarında.  Özerk bölge olan Kantabria’nın başkenti.  İnsanın bir bakıma İstanbul’a benziyor diyeceği bir yer.

santander

Dünyamızın çok yerinde (ülkemizde bile) sayısız kent “smart city “ olmaya hevesleniyor.  Örneğin Amsterdam, Barcelona, Birmingham, Dubai, Helsinki, San Diego, Nanjing, Viyana, Yokohama.  Ama Santander’de iyi niyetin ötesi var.  Kent bu hedefe çok yaklaşmış.

Kentin 6 kilometre karelik merkezine 10.000 algılayıcı (“sensor”) yerleştirilmiş durumda.  Elektrik direklerine, binaların duvarlarına, hatta otoparklarda asfaltın altına.  Bunlar ölçülebilecek ne varsa ölçüyor:  ışığı, hava sıcaklığını, basıncı, rutubeti, insanların ve araçların hareketini.  Kente ait her otobüs nerede olduğunu, hızını, hava kirliliği düzeyini merkeze sürekli bildiriyor.  Taksiler ve polis araçları da.  Hatta isteyen kentli cep telefonuyla sisteme bilgi gönderebiliyor.

santander1

Bir yerde trafik mi tıkandı, bir kaza mı oldu?  Merkez bunu anında biliyor.  Kentin nerelerinde, ne zaman gürültü düzeyi AB standartlarını geçti?  Bu da izleniyor.

Gece basmaya başladı, ya da gün aydınlandı.  Öyleyse sokak lambalarını otomatik olarak açmak ya da söndürmek gerekir.  Belli bir köşedeki lamba bozulmuş, çalışmıyor;  onu değiştirme mesajı ilgili yere hemen gidiyor.  Ayrıca genel aydınlanma durumuna göre “sokak lambalarını kısalım ya da açalım” da gündemde.

Kentin büyük parkının sulaması da bu sistemin kontrolünde.  Ya da çöp toplama noktalarında ne kadar atık birikmiş, bunun bilgisi ilgili servise yollanıyor.  Böylece servis kamyonlarının gereksiz yere dolaşıp içi boş ya da çok az atıklı konteynerlerle zaman yitirmesini önlüyor.

Kentliler de sistemde

Böylesine bir olanak varken bunu sonuna kadar kullanmak olmaz mı?  Özellikle kentlilerin katılımına kapı açılmaz mı?  Hem de ardına kadar?  Diyelim, sokağınızda yürürken bir de baktınız ki, caddenin ortasında bir çukur açılmış.  Eskiden ya iç çeker ve “Belediye bunu ne zaman fark eder ki!” demekle yetinirdiniz.  Ya da belediyeye gider, telefon eder, elektronik mesaj gönderir ve şikâyet ederdiniz.  Şimdi çıkarın cep telefonunuzu, çukurun resmini çekin.  Bunu, hop, bir mesajla belediyenin sistemine yollayın.  Sistem durumu hem ilgili servise duyuruyor, hem de o hizmetten sorumlu politikacıya.  Öte yandan siz de servisin ne yaptığını, ne zaman yaptığını günü gününe izliyorsunuz.  Daha da ötesi, sistemin şikâyetler bölümüne gazeteciler de girip gerekirse “ver yansın” ediyorlar.  “Bu hizmet niye gecikti?” diye.  Bu uygulamanın başladığı 5 ay içinde 500 şikâyet geldi.

Bir iki yan uygulamadan da söz edelim.  Otobüs durağında bekliyorsunuz.  Ne zaman gelecek bu otobüs?  Hemen cep telefonunuzla sisteme bağlanıyorsunuz ve aradığınız yanıtı alıyorsunuz.   Buraya turist olarak geldiniz, geziyorsunuz.  “Aman, ne güzel bir çeşme var!”  Telefonunuzu çeşmeye doğru tutup düğmeye basıyorsunuz.  Ekranınızda bu tarihi çeşmenin geçmişi hakkında bilgi buluyorsunuz.

Sistemin kapsamı içinde başka açılımlar da var.  Kentin konser salonunun karşısında telefonun düğmesine basın ve önümüzdeki haftalar içindeki konserlerin programını inceleyin.  Aynı şeyi sokakta büyük bir mağazanın önünden geçerken de yapın ve sundukları ucuzluklara göz atın.

Belediye başkanı yakında belediyenin (tabii bazı istisnalarıyla) aşağı yukarı bütün kayıt ve istatistiklerini bu sisteme yükleyip kentlilerin kullanımına açacak.  Böylece belediye memurlarının bazı bilgileri gizlemesi ya da manipüle etmesi ortadan kalkacak.  Siz de “Bizim mahallede hava kirliliği çok arttı.  Bu konuda ne yapacaksınız?” deme olanağını kazanacaksınız.

Bu satırları yazarken fantezist bir bilimkurgu öyküsü anlatır gibi bir duygunun içindeyiz.  Ama acaba Santander’in sunduğu bu görünüm önümüzdeki 30 yılın daha ekolojik  dünyasına bir ışık mı tutuyor?

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Marco Evers, Der Spiegel, 11.3.2013

Reklamlar
Bu yazı Genel Konular, Kentler, Teknoloji içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s