Gazlı içeceklere ağır vergi bindirin

“Her türlü gazlı içeceğin sağlığa aykırı şişmanlık yarattığı biliniyor.  Obezite kişiler için ciddi bir tehlike.  Ayrıca bunlar neden oldukları rahatsızlıklarla sağlık sistemlerinde aşırı maliyet yaratıyorlar.  Öyleyse, bu tür içeceklerin kullanımını kısıtlamak, bu amaçla caydırıcı bir vergi uygulamak gerekiyor.”  Binlerce doktoru temsil eden saygın bir kuruluşun görüşü böyle.  Yani artık ağız tadıyla kola ve benzerlerini içemeyeceğiz.

Bu sert çıkışı yapan kuruluş İngiliz Kraliyet Tıp Okulları Birliği.  İngilizce adıyla “Academy of Medical Royal Colleges” (AoMRC).  Birlik ülkedeki 20 tıp fakültesini bir araya getiriyor ve ortak girişimler yapmalarına, kamuoyunda tıp bilimi adına ağırlık koymalarına olanak sağlıyor.  Bir bakıma İngiltere’nin 220.000 doktorunun sesi oluyor.  Nitekim kurum geçtiğimiz yıl içinde çok değişik alanları temsil eden doktorlardan büyük bir çalışma grubu oluşturdu ve onlardan obezite olgusuna eğilmelerini istedi.  6 ay süren bu ortak çaba birkaç gün önce yayımlanıp kamuoyuna sunulan iddialı bir raporla son buldu.

Rapor bakanları da, sağlık sistemini de, kent belediyelerini de, yiyecek firmalarını da göreve çağırıyor. Bu arada ana-babalardan da tavır değişikliği istiyor.  Rapor “Yıllardan beri sayısız kuşağı, obezite kaynaklı hastalık ve ölümlere kurban eden kısır döngüden kurtulmamız gerekir.” diyor.  “Bizler için obezite sağlık krizi yaratmış bir salgındır.  Sağlığa kavuşabilecek sayısız insan diyabetten, kanserden, kalp rahatsızlıklarından boşu boşuna ölüp gidiyor.  Bugün İngiltere’de halkın %25’i aşırı kilolu.  Bu oran önümüzdeki 40 yıl içinde ikiye katlanacak.  Bugün bile obezitenin sağlık sistemine sunduğu fatura 5 milyar sterlin.  Böyle olduğu halde gelmiş geçmiş bütün hükümetler bölük pörçük önlemlerle yetindiler.”

Önlemler.  Peki, bu belaya karşı neler yapmak gerekiyor?  Rapor ayrıntılı bir eylem programı sunmuş:

  • Gazlı, sodalı, şekerli içeceklerden %20 oranında özel bir vergi alınmalı.  Bundan gelecek kaynağı da obezite karşıtı girişimleri finanse etmeye kullanmalı.
  • Çocukların gelip gittiği okul ve eğlence yerlerinin yakınlarında “fast food” satışı sınırlandırılmalı.
  • Televizyonlarda saat 21.00’den önce tuzu, şekeri ve doymuş yağı fazla olan yiyecek maddelerinin reklamları yasaklanmalı.
  • Sağlık sisteminin görevlileri yeni çocuk sahibi olan ana-babalarla temasa geçip onları bebeleri sağlıklı besleme konusunda bilgilendirmeli, bilinçlendirmeli.
  • Okullarda ve hastanelerde abur cubur ve sağlıksız yiyecek maddeleri satılmamalı.  Buralarda dengeli beslenmeyi hedef alan bir politika izlenmeli.
  • Aşırı kilolu kimseleri yüz yüze temas yoluyla bilinçlendirmeye yönelik programlar uygulanmalı.
  • Sağlık sistemi hastalık derecesinde çok fazla kilolu kişilere ameliyat yapmayı üstlenmeli.

Söylemeye gerek yok, raporun “Bu tür yiyecekler zararlıdır.” diye parmakla gösterdiği besin maddelerini üreten ve satanlar hemen ayaklandılar ve raporu kötülediler.

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynaklar:  Denis Campbell – Shiv Malik, The Guardian, 18.2.2013 ve Academy of Medical Royal Colleges sitesi

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s