2012 – Kentlere hücum

Araştırmacıların üzerinde anlaştıkları bir konu var:  kentleşme geri dönüşü olmayan bir gelişme.  Üstelik bu hareket giderek hızlanıyor.  Bu olgunun apaçık bir örneğini kendi ülkemizde görebiliyoruz.  Görmenin ötesinde yarattığı sorunlar ve çıkmazlarla günü gününe yaşıyoruz.  İstanbul’u alın ele.  İnsanlık tarihinin sayılı mücevherlerinden biri olan bu kent son 25 yıl içinde her yıl 250.000 dolaylarında nüfus aldı.  Yani İstanbul’a her yıl Fransa’nın seçkin bir kenti olan Strasburg büyüklüğünde bir kent eklendi.  Durmak, dinlenmek bilmeden.  Her yıl.  25 yıldan beri.

GunBatiminda IassosLimani YesilPapagan TuruncuCicek

 

 

Bu olay birçok ülkede yaşanıyor.  Örneğin Çin.  [23 Ocak]  1980’de bu ülkenin nüfusunun yalnızca %20’si kentlerde yaşıyordu.  Şimdilerde bu oran %50’ye vardı. Artık 670 milyon kişi kentlerde yaşıyor.  Birleşmiş Milletler ise 15 yıl içinde kentli nüfusun dünya çapında %60’a çıkacağını söylüyor.  [28 Ekim]

Kentleşmenin çevresel boyutu –  Bu öngörünün ışığında 1,5 milyar kişi daha kentli olacak demektir.  Bunlar ev isteyecek, ulaşım isteyecek, kentsel hizmet isteyecek ve kırsal alandaki gibi tarımsal ürün yetiştirip sunmak yerine işlenmiş yiyecek isteyecek.  Araştırmacılar önümüzdeki 20 yıl içinde her gün dünyanın tamamında Paris kadar büyük bir alan kentleşmeye açılacak, diyorlar.  Evet, her gün.  Ağaçlık yerleri, ormanları yok ederek…  Tarım alanlarını silip süpürerek…  Bazı hayvan türlerinin doğal yaşam alanlarını tahrip ederek…  Bunca insana su kaynağı bulmada zorlanarak…  Hava kirliliğini arttırarak…  Enerji sorunları yaratarak…

10 milyondan daha fazla nüfusu olan yerleşmelere “megakent” dersek, 1950’lerin dünyasında bunlardan 2 tane vardı.  Bugün sayı 23’e vardı.  (İstanbul da bunlardan biri.)  2025’te 37 megakente ulaşacağız.  Ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla.

Ulaşım –  Radikal olarak değişmekte olan alışkanlıklarımızdan biri ulaşım olayıyla kurmuş olduğumuz ilişkiler.  Örneğin bisiklet hızla günlük yaşama giriyor.  Kopenhag’da olduğu gibi.  [13 Mayıs]  New York’ta olduğu gibi.  [20 Mayıs]  Örneğin kentlere otomobil girişi kısıtlanmaya başlıyor.  Bu arada kentler arasında hızlı tren olanağı yaratılıyor.  Örneğin Çin 26 Aralık’ta Pekin ile Kanton arasında 2298 kilometrelik bir hattı kullanma açtı.  [23 Aralık]  Dünyanın en uzun hızlı tren servisi.  Milyonluk bu iki dev kenti 8 saatte birbirine bağlıyor.

Değişen mimarlık –  Bu genel gelişme mimarlık mesleğinde de yepyeni bakış açıları yaratıyor.  Örneğin “Eski yapıları yıkmayın.  Onlardaki gizli enerjiyi yok etmeyin.  Yenileme yoluna gidin.” diyen görüşler çıkıyor ortaya.  [1 Temmuz]  Ya da bir mimar hurdaya atılmış dev bir uçağı ele alarak ve yalnızca bunun parçalarını kullanarak ilginç bir yapı oluşturuyor.  [29 Temmuz]  Öte yandan bakıyorsunuz, New York’un tamamı 100 milyon metrekare tutan damları ekolojik değeri olan alanlara dönüşüyor.  [10 Haziran]  Paris’in damlarında güneş santralleri oluşuyor.  [1 Temmuz]  İngiltere’de önümüzdeki sekiz yıl içinde 4 milyon konut güneş enerjisi kullanır hale gelecek.  [11 Şubat]  Ya da, birçok büyük kentte bina duvarlarında sarmaşık türü bitkilere yer veriliyor.  Hava kirliliğini emilmesine yardımcı olmak amacıyla.  [2 Eylül]

Yeşil kentler –  Buradaki “yeşil”, “ağaçları bol” anlamında değil.  Kendine ekolojik bir çerçeve kurmayı başarmış anlamında.  Bir araştırma [13 Mayıs] 30 Avrupa kentini ele almış ve değişik ölçütlerin ışığında değerlendirmiş.  Karbondioksit salımı, enerji, ulaşım, yapı stoku, su, atık politikası, arazi kullanma, hava kirliliği, çevre yönetimi gibi ölçütler kullanarak.  En başarılı kentin Kopenhag olduğu görülmüş.  Onu Stockholm, Oslo, Viyana ve Amsterdam izliyor.  İstanbul 25. geliyor sıralamada.  Ortaya çıkan rapor her kent gibi İstanbul için de bazı ilginç gözlemlere yer vermiş.

Başka bir araştırma da en yeşil kent madalyasını Kopenhag’a vermiş.  [13 Mayıs]  Araştırma 40 sayfalık raporuyla bu kentin başarısını övgüyle didik didik ediyor.  Bu arada hemen vurgulamak gerekir ki, kentin çevre konusundaki politikasını yürüten başkan yardımcısı Türkiye asıllı Ayfer Baykal.  [13 Mayıs]

Bir de, oradaki buradaki kentlerde yeni yeni beliren bir harekete değinelim:    “Bahçe gerillaları”.  [29 Nisan]  Bu deyimin bazılarımızda ürperti yaratmasına gerek yok.  Çünkü bahçe gerillalarının yaptığı geceleri sokağa çıkıp kentin ihmal edilmiş boş bırakılmış arazilerine tohum ekmek ve bunların yeşermesine göz kulak olmak.

Kentlerde bir de, kendini “Brandalizm” diye adlandıran bir hareket göze çarpıyor.  [7 Ekim]  Bunun önderleri ressamlar ve çizerler.  Afişler oluşturuyorlar ve bunları kentlerin reklam panolarında sergiliyorlar.  Yaptıkları da (ekolojik anlamda zararlı etkileri olan) tüketim ekonomisini ısrarla, saldırgan bir tavırla, beyin yıkarcasına itekleyen marka reklamlarına karşı çıkmak.  Onlarla alay etmek.  Onlara karşı mesajlar vermek.

Reklamlar
Bu yazı Kentler, Nüfus içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s