2012 – Denizlerde yaşam

Denizler ve okyanuslar için “dünyamızın en önemli varlığı” dersek çok yanılmayız herhalde.  Ne de olsa, yerkürenin %70’ini kaplıyorlar.  Ticaretin %90’ı onların üzerinden sağlanıyor.  Hele yaşamın bir bakıma onlardan çıktığını düşünürsek.  Ama ne yazık ki, dengeleri allak bullak olma yolunda.  Neredeyse ölüm-kalım çabasının içindeler.  Yükselme yaşıyorlar…  Kirlilikleri artıyor…  Suyun niteliği değişiyor…  Barındırdıkları yaşam çeşitli tehlikelere maruz.

GünBatımında Çalı İçinde Kuş Yuzuculer Cicek

 

 

Küresel ısınma nedeniyle kutuplardaki dev buz kütleleri hızla eriyor.  Okyanusların yüzeyinde yükselme yaratarak.  Bu, 80 santimlik bir yükselme mi olur, 1,5-2 metreyi mi bulur?  Bilginler “Bu olgunun ne gibi bir anlam taşıdığını 30-40 yıl içinde görüp yaşayacağız.” diyorlar.  Böyle bir gelişmenin ürpertisini yaşayan bazı ülkeler ve kentler şimdiden önlem alma yollarını araştırıyorlar.  Ne de olsa bazı kıyılarda yoğun yerleşmeler var.  Kıyıya ayağını uzatmış evler, tesisler.  Örneğin böylesine bir yükselmeden ürken Belçika bilinçle davranıyor.  [8 OcakABD’de Louisiana eyaleti planlar, projeler yapıyor.  [18 Şubat]  Aynı çabaya Florida da katılıyor.  San Francisco da, San Diego da, Amsterdam da, Londra da, Şangay da, Cakarta da.  [9 Mart].

Kıyılara saldıran deniz –  Tabii çarpıcı bir dram da yaşandı bu konuda.  ABD’nin doğu kıyılarını ve özellikle New York bölgesini Sandy kasırgası vurdu.  [11 Kasım]  Bunun en irkiltici yönü kasırganın esintiyle yarattığı yıkımdan çok, dev dalga dağlarının kıyıları silip süpürmesi oldu.  Oysa NASA’nın bilginleri bu senaryoyu yıllar önce tahmin edip rapor etmişlerdi.  Ama yöneticiler ileri sürülen önlemlerin çok pahalı çözümler olduğunu düşünüp harekete geçmemişlerdi.

Ne oluyor?  Benzerlerini ileride de görecek miyiz?  (Kendi güney kıyılarımızda bile bu tür, ama çok daha küçük boyutlu, birkaç olayı yaşamadık mı sanki!)  Bilim dünyası bu gelişmede iklim değişiminin parmağını görüyorlar.  [11 Kasım]  Çünkü denizlerin yüzeyinde belirgin ısınma var.  Isınan su genleşiyor, yani yüzey yükseliyor.  Ayrıca bu ısınma kasırgaları pompalıyor, güçlendiriyor.  Isınma rutubeti de arttırıyor.  Bu da şiddetli yağışlar yaratıyor.

Bu olgunun farkına varmak için ille de seçkin bir bilgin olmak gerekmiyor.  Örneğin Maldivlerin eski cumhurbaşkanı çok önceleri bu geleceği görmüştü.  Sayısız basık adadan oluşan ülkesinin derdini büyük ülkelerin yöneticilerine anlatamamamın sıkıntısı içinde, “Günün birinde Manhattan’da yaşayanlar da deniz suyunun oturma odalarını bastığını görecekler, o zaman meseleyi kavrayacaklar.” demişti.  [11 Kasım]

Uçsuz bucaksız çöplük –  Denizler, okyanuslar için “ticaretin ana yolu” dedik ya!  Buna ek olarak, “bunlar yeryüzünün en büyük çöplüğü” de diyebiliriz.  Elinize geçeni atın gitsin;  deniz nasıl olsa alır ve taşır ötelere.  Denizcisi de, kıyıda denize giren turisti de, deniz boyu evi olanı da, belediyeleri de, devletleri de hep böyle yapıyor.  Ortaya uçsuz bucaksız çöp adaları çıkıyor okyanuslarda.  Dev akıntı sistemleri bunları sürüklüyor.  Kilometrelerce uzanıyorlar, akıntının göbeğinde durmadan dönüyorlar.  Plastikler…  Şişeler…  Balıkçı ağları…  Aklınıza ne gelirse.  Kolay kolay da yok olmuyorlar.  [10 Haziran]

Varlığı zaten bilinen bu çöplüklere bir de yeni katkı geldi:  Fukuşima’nın saldıkları.  Bunlar kilometrelerce yol alıp Kanada ve ABD kıyılarına vurmaya başladılar.  Halk garip şeylerle karşılaşır oldu.  [11 Ocak]  Büyüklü, küçüklü plastik parçaları…  Çürümüş ahşap malzemeler…  Bir balıkçı gemisinin yarısı…  Otomobil lastikleri…  Daha açılmamış ambalajının içinde bir motosiklet…  Ve bir futbol topu.  (Hayrettir, bunu bulanlar topun sahibi Japon çocuğa, nasıl olduysa ulaşıp, topunu geri verdiler.)  [29 Temmuz]  Ve kocaman bir duba.  20 metre uzunluğunda, 165 ton ağırlığında, madeni bir duba da sallana sallana karşı kıyılara vurdu.  [5 Ağustos]

Canavarca yok edilen canlılar:  Balıklar –  Denizlerin sıkıntısı bunlarla da bitmiyor.  İnsanoğlu durmadan ve gittikçe artan oranda sera gazı salıyor ya!  Doğa iki olanağını (ormanları ve denizleri) harekete geçirip bu gazları yapabildiğince emiyor.  Ama deniz suyuna büyük oranda karışan bu gazlar suyu asitleştiriyor ve doğal yaşamı zorlaştırıyor.  [22 Ocak]

Zaten insanlık çılgınca balıklara saldırmış durumda.  Yeryüzündeki kişi başına balık tüketimi son 60 yıl içinde 4 katı artmış.  Bugünlerde (yılda kişi başına) 17 kilo balık yiyoruz.  Akdeniz ile Kuzey Denizi neredeyse balık çölüne dönüşmüş durumda.  Avrupa’nın balıkçı tekneleri devletlerin parasal desteğiyle başka denizlerin balıklarını kapışmakla meşgul.  Sanki bu da yetmiyor;  her yıl 300 binden fazla deniz kuşu balıkçı ağlarına katılarak can veriyor.  [21 Ekim]  Ne dersiniz, balık avlayabilen en son nesil bizler mi olacağız?

Biraz da umut –  Haydi gelin, bu vahşeti unutturacak birkaç iyi haber de verelim.  Pasifik Okyanusu’ndaki küçük adalardan oluşan bilinçli devletler bir araya gelerek çok geniş bir alanı kontrol altına aldılar ve balık zalimlerinin keyfince avlanmasına izin vermiyorlar.  Onlara Avustralya ile Yeni Zelanda da katıldı.  Bu arada sembolik değeri olan bir bilgiyi de aktaralım.  Londra’nın yıllardan beri “artık öldü” diye bilinen Thames ırmağına somon balığı geri dönüş yaptı.  Ne güzel!  [21 Ekim]  Demek ki, uğraşılırsa sonuç alınabiliyor.  Alın size, başka bir çabanın öyküsü.  İskoçyalı genç bir araştırmacı özel bir balık ağı geliştirdi.  Bunda ışıklı özel delikler var.  Küçük balıklar bu geçitleri fark edip kaçabiliyorlar.  Böylece tonlarca yavru balığın boşu boşuna yok edilmesi önlenebilecek.  [18 Kasım]

Bu iyi haberlere ek olarak, balıkları, özellikle balinaları korumak, kollamak için varlığını, yaşamını tehlikeye atmış olan 61 yaşındaki Paul Watson’u selamlayalım.  [21 Ekim]  Birkaç devlet onu ezip yok etmek için peşine düşmüş durumda.  O da teknesinde, karaya ayak basamadan yaşıyor ve kaçak balıkçılık yapanlara, denizlerin bu güzel varlıklarını tahrip edenlere nefes aldırmıyor.

Reklamlar
Bu yazı Denizler - Irmaklar içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s