Atıkları da, ruhları da yeniden kazanmak

[Bugünlerde sanal ağda dolaşan Paraguay kaynaklı bir video kimi izleyende heyecan yaratıyor.  Kimini irkiltiyor.  Heyecan yaratıyor, çünkü bunda bir takım çocukların çöplüklerden topladıkları malzemelerle müzik aleti yapmaları ve orkestra kurmaları görülüyor.  İrkilenler ise bundaki acımasız sefaletten rahatsız oluyor.  Aslında bu videonun arka planı var.  Video olup bitenin ne olduğunu, niye olduğunu belirtmediği için yanlış anlamalar yaratıyor.  Videoyu görmek için bu yazının en altındaki adrese tıklamanız yeterli.  Bunda sessiz geçilen iki olguya şapka çıkarmak gerekiyor.  Biri, bu güzel çocukların atıkları, çöpleri dâhice yeniden kazanmaları ve değerlendirmeleri.  Öteki de, insanlığın çöpüne atılıp gitme tehlikesinde olan kendi ruhlarını yaratıcı bir girişimin içinde kurtarmaları.]

Gelin, bu olguyu bütün boyutlarıyla anlamak için biraz eskilere gidelim.  Paraguay’da değil de, başka bir ülkedeki birinin kişisel öyküsüne.  Bu kimsenin adı José Antonio Abreu.  Büyükbabası İtalya’da orkestra şefi imiş.  1900’lerin başında bir grup müzisyen arkadaşıyla birlikte Venezualla’ya göç etmiş.  Müzik yaşamlarını orada sürdürmüşler.  Abreu bu ortamda Caracas’ta doğmuş.  Çocukluğu ve gençliği müzik dolu bir aile ortamında geçmiş.  Çok iyi ve başarılı bir öğrenim görmüş.  Harvard’da okumuş ve petrol ekonomisi uzmanı olarak ülkesine dönmüş.  Üniversitede profesör olmuş.  Bir ara bakanlık da yapmış.  Sonra, 1975’te bir girişim için kollarını sıvamış.  “El Sistema” adını verdiği bir düzen kurmuş.

El Sistema, önce Caracas’ta, sonra diğer kentlerde en berbat gecekondu mahallelerine gidiyor, pislik ve çöp içinde oynayan, esrar kullanan ya da esrar satıcılarına hizmet eden, içki içen, günleri kavgalarla geçen, okula doğru dürüst gitmeyen 5-15 yaşındaki çocuklara ulaşıyor.  Onları ve ailelerini ikna ediyor ve çocuklar her gün akşamüzeri 2-3 saatliğine El Sistema’nın o bölgedeki merkezine geliyor.  Çocuklara isteklerine göre bir müzik aleti veriliyor:  keman, çello, flüt, davul, vb. Ve onlara birkaç yıl müzik eğitimi veriliyor. Klasik müzik ve caz.

Bu sistem 1975’ten beri, 37 yıldır devam ediyor.  Şimdi Venezuella’da 24 değişik kentte 154 El Sistema merkezi var.  Şimdiye kadar 1 milyonun üstünde öğrenci bu eğitimden yararlanmış.  Şu anda sistemin 3.000 öğretmeni var ve 200.000 öğrenci merkezlere koşuyor her gün.  Bu eğitimden geçen çocukların %60-%70’i profesyonel müzisyen oluyor.  Bazıları bugün Almanya’da, Amerika’da, vb. önemli orkestraların kadrosunda.  Örneğin Edicson Ruiz 2002’de, 17 yaşındayken Berlin Filarmoni Orkestrası’nın kontrbasçısı oldu.  Ün yapmış olan klarnetçi Lennar Acosta bu merkeze gelmeden önce esrar satıcılığı ve silahlı soygundan 9 kez hapse düşmüştü.

Hele biri var: Gustavo Dudamel.  27 yaşında Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nın yönetimini devraldı.  Bugün çok tanınmış bir şef.  Durmadan değişik yerlere gidip farklı orkestralarla konser yönetiyor.  Bir röportajında “El Sistema olmasaydı, ben şimdi sokaklarda esrar satmakta olacaktım” dedi.

El Sistema merkezlerinin her birinde ayrıca bir orkestra var.  Yani, 154 orkestra.  Son sınıfa gelmiş öğrenciler sürekli konser veriyorlar.  Bir de, içlerinden en yetenekli olanları bir araya getiren ve Venezuella’nın ulusal kahramanının adını taşıyan Simon Bolivar Orkestrası var.  Dudamel her yıl mutlaka zaman buluyor, eski orkestrasına geri dönüyor, gençleri alıp yabancı ülkelerde turnelere çıkıyor.  Örneğin Salzburg Müzik Festivali’ne davet ediliyor.  Orkestranın gençliği, sevimli canlılığı ve ustalığı konserlerde heyecan kasırgası yaratıyor.  [Simon Bolivar Orkestrası 2011 Ağustos’unda İstanbul’a da geldi ve iki konser verdi.]

orkestra

Gustavo Dudamel, Simon Bolivar Orkestrası’ndaki gençlerle prova yapıyor.

Ufacık çocukları sefaletten, esrardan, fakirlikten kurtaran El Sistema bütün dünyada çok ünlü. Latin Amerika ülkelerinin hemen hepsinde onu örnek alan girişimler var.  İspanya’da, Portekiz’de, İtalya’da, İskoçya’da, ABD’de ortaya çıkan girişimlere esin kaynağı oldu.  Unesco ve bazı diğer kurumlar Abreu’ye, insanlığa yaptığı hizmetlerden dolayı onur madalyası verdiler.

Abreu şöyle diyor: “El Sistema aslında bir müzik hareketi değildir.  Kişiliğini bulma, kendine güven kazanma, yaratıcı yeteneklerini geliştirme, insanlığının bilincine varma ve bir orkestranın birlikteliği içinde disiplin duygusuna erişme ortamıdır.  El Sistema yok olup gidecek ruhları ayağa kaldırıp kazanma çabasıdır.”

[Bunun Paraguay uzantısının bir boyutunu izlemek için buraya tıklayın.  İzledikten sonra da, ruh kazanmada benzeri anlamı taşıyan köy enstitüleri girişimini canavarca öldürenleri keyfinizce anın.]

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak: Jean-Pierre Langellier, Le Monde, 19.7.2008

Reklamlar
Bu yazı Atıklar, Ekoloji Politikası içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Atıkları da, ruhları da yeniden kazanmak

  1. Geri bildirim: Çöplükten Orkestraya | yaz-gi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s