Atık üretmeyen bir yaşantı

atiksiz_yasam_1Bu öykünün başrolünde bir genç kadın var.  Fransız asıllı.  Adı Béa Johnson.  ABD’ye gidiyor.  Orada evlenip yerleşiyor.  Genç çiftin zamanla iki çocuğu oluyor.  Béa tipik Amerikan yaşamına kısa sürede ayak uyduruyor:  Büyük bir ev, 4×4 bir araba, bir köpek, sorusuz sorgusuz tüketim, vb…  İlk yedi yıl, Béa mutluluk içinde olduğu, yaşamdan beklediklerini bulduğu düşüncesiyle yaşıyor.  Ama birden hudutsuz bir boşluk duygusu sarıyor onu.  Huzursuzluk…  Doyumsuzluk…  Anlamsızlık…  “Benliğimin bir yerleri çürüyüp gidiyor gibime geldi.” diyor.

O bunalım içinde bir anda pılıyı pırtıyı toplayıp San Francisco’dan ayrılıp başka bir yere taşınmayı deniyorlar.  Ama uygun bir ev bulamadıkları için iki yıl ufacık bir yere sığınmak zorunda kalıyorlar.  Eşyalarını, mallarını bir depoda bırakarak.  Bu süre bir eğitim süreci oluyor aslında.  O küçücük evdeki yaşam onlara yepyeni kapılar açıyor;  çünkü büyük bir evin ve onun içindeki eşyaların tutsağı olmadan da yaşamanın ve azla yetinmenin olurluğunu fark ediyorlar.  En büyük kazançları da zaman.  Daha fazla birlikte olmaya, daha da yakın yaşamaya başlıyorlar.  Ve kendilerini ekolojik eylemin kapılarında buluyorlar.

Yepyeni bir yaşantının içindedirler artık.  Örneğin atığı olmayan, bir şeylerin tüketilip çöpe atılmadığı bir yaşantı.  Kullanılıp da işi bittikten sonra evin dışına gönderilen “çöp” yok onlarda.  Olsa olsa bütün bir yılda birkaç kiloyu geçmiyor.  Béa’nın beş ilkeye dayanan bir yaklaşımı var:  Reddet, Azalt, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür ve Çözündür.  Yani, gereksiz olan bir şeye ‘Hayır’ diyebilmeyi işin başında becereceksin;  kullandığını yeterince, az kullanmayı bileceksin;  tekrar tekrar kullanacaksın;  ya da başka türlü kullanacaksın.  Sonunda da gerçek atığı çözündürüp örneğin gübre yapacaksın.

atiksiz_yasam_2

Béa alışverişini de başka türlü yapar olmuş.  Örneğin ambalajlı, kutulu, paketli yiyeceklere dokunmuyor bile.  Gittiği özel dükkânlar var;  bunlarda her şey açıktan satılıyor, yani Béa yanında götürdüğü kavanozlara tahılını, ununu, zeytinini çuvaldan istediği kadar kendi dolduruyor.  Pazaryerinde doğrudan doğruya üreticiden, çiftçinin kendinden, örneğin domates, yemiş alıyor ve bunlardan bütün yıl sürecek salça, reçel üretiyor.  Mutfağında sayısız dolap var.  Bunlarda çeşit çeşit yiyecek maddesini barındıran kavanozlar görülüyor.

Giysilerde de azla yetinmeyi biliyorlar.  Örneğin Béa’nın topu topu üç robu, iki eteği, üç pantolonu var.  Bunlarla birkaç mevsim idare edebiliyor.

atiksiz_yasam_3

Geliştirdiği bu düzen öylesine ilgi çekmiş ki, şimdilerde bir elektronik güncesi (blogu) var.  Sürekli yazıyor oraya.  Nisan 2013’te yayımlanacak bir kitap üstünde de çalışıyor.  Kitabın adı:  “Atığı Sıfır Ev:  Çöpü Azaltıp Yaşamı Basitleştirme Rehberi.”

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Anne-Sophie Novel, lemonde.fr, 25.11.2012

Reklamlar
Bu yazı Atıklar, Genel Konular içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Atık üretmeyen bir yaşantı

  1. Metin Gürman dedi ki:

    İlk anlarda insanın hoşuna gidiyor; ama biraz sonra buram buram ütopi kokmaya başlıyor… Bu hâtun, bir uçtan öbür uca bir anda geçivermiş..
    Oysa Doğa, her şeyin ortalama bir düzeyde yapılması esasına göre düzenlenmiştir… Ağaçları hesapsız kesersek neticede iklim değişikliklerine kadar yol açılır.. Çevreci düşüncelerle hiç kesmez isek, doğa kendiliğinden yangınlar çıkararak orman seviyesini düzenler. Bu konuda yazılmış çok değerli eserler vardır… Gene bu araştırma neticelerine göre, avcı hayvanların çoğaldığı yılların arkasından, avlanacak hayvanların azalmasıyla beslenemeyen avcılarda doğurganlık azalır ve denge yeniden kurulur…
    Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, ama gereksiz. Yapılacak iş Béa abla gibi ifrata kaçmak yerine ortak aklın (eskilerin deyimi ile aklı selimin) göstereceğibir şekilde, önce aşırı tüketimi kısmak, kullanılmayan eşyaları ihtiyaç sahiplerine aktarmak, yeni satınalınması istenen bir şeyde, Fransızların dediği gibi yararlı ve güzel olanı (util et agréable) tercih etmek, harcamaları gösterişten ziyade ihtiyaç için yapmak, ihtiyaca uygun olarak edinilecek bir arabanın her yıl modelini yenilememek,….vb.

    Bu kadarcık bir tedbir paketi bile, yalnız başka ülkeleri değil, kendi ülke insanını da sömürme düşüncesi üzerine kurulu emperyalist düzeninin eseri olan “tüketim ekonomisi”ni kökünden sarsmaya yetecektir.Şu anda ABD’de yaygınlaşmaya başlayan bir uygulamaya göre insanlar kendileri için gerekli gördükleri 100 eşya seçiyor ve diğerlerini elden çıkarıyorlar. Bu moda daha fazla yaygınlaşırsa önce ABD, sonra dünya yeni bir ekonomik model aramaya yönelecektir…
    MG

  2. Banu Conker dedi ki:

    Şu anda bu çözümleri uygulayabilen o kadar az kişi var ki, o yüzden Bea’nın yaptığı doğanın dengesini bozmaz. Ben çantamda bez torba taşıyorum. Bir gün bakkalda bez torbaya aldıklarımı yerleştirirken bir adam, herhalde çevrecilik için bunu yapıyorsunuz, dedi. Ben de evet dedim. Peki o ekmeğin pakedi ne olacak dedi. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum, bu bile yeter diyip çıktım bakkaldan.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s