Çiklet meraklılarına iyi bir haber

Diyelim “çak çak çak” çiklet çiğnemeyi seviyorsunuz.  Bunu Singapur’da yapmaya kalkarsanız hayli ağır bir para cezası yersiniz.  Çünkü orada yirmi yıldan beri bunu yapmak yasak.  Hatta ülkeye bu tür bir şeyi sokup satmak da cezalandırılıyor.  Bu, kaçakçılığa giriyor.  Nedeni yerlere yapışarak yarattığı kirlilik.  Ama bu konudaki sorun ve korkular artık bitiyor.  Çiklet meraklıları bayram edecek.

Bildiğimiz, orada burada pazarlanmakta olan çiklet sentetik bir madde.  Daha uzun bir süre çak çak edilsin diye suya dirençli.  Bu nedenle de kolayca çözünmüyor.  Sonuç:  sokaklarda yerlere yapışarak kalmak, gelip geçenin pabucuna bulaşmak, temizlendikten sonra bile kaldırımda sürüp giden siyah bir leke bırakmak, ya da elbisenize bulaştığı zaman çıkaracağım diye uğraştırmak.

Çiklet deyip geçmemek, bu konuyu hafife almamak gerekiyor.  Çünkü dünyada her yıl 374 milyar adet çiklet üretilip satılıyor.  Bunlar 3 milyon tonluk atık yaratıyor.  Ağızdan tükürülerek atıldığı zaman da büyük bölümü kaldırımlara yapışıyor.  Üstelik bazı diş doktorları hastalarına “Aman çiklet çiğne ki, diş etlerin kuvvetlensin.” diyor.

Bu keyfe en fazla meraklı olanlar Amerikalılar ve Kanadalılar.  Hemen peşlerinden başta Fransızlar olmak üzere Avrupalılar geliyor.  Yarattığı kamu maliyetiyle birlikte.  Bir örnek verelim:  Londra Belediyesi her yıl bu münasebetsizliği sokaklardan temizlemek için 6 milyon avro harcıyor.  2001’de Roma Belediyesi kolları sıvamış ve her gün kentin merkezindeki tarihi yerlere fırlatılan 15.000 çikleti temizlemek için kampanya başlatmıştı.  Fransa’da bazı belediyeler sokaklara “çiklet yapıştırma tabelaları” yerleştirdi;  ama fazla etkili bir sonuç elde edemedi.

Bir firmanın geliştirip pazarladığı yeni çiklet Amerika’da ve Kanada’da belli bir zamandan beri pazarlanıyor.  Bir yıl önce de Avrupa Birliği’nin Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) [hani GDO konusunda umursamaz davranmış olan ünlü kuruluş] bu yeni ürünün alerji yaratmadığı konusunda rapor yazdı.  Bunun üzerine de Avrupa Komisyonu geçtiğimiz Ağustos’ta yeni çikletin pazarlanmasına izin verdi.

Yeni çikletin adı ‘Rev7’.  Kaldırımlarda 6 ay içinde yok olup gidiyor.  Eskisi yerleştirildiği köşede beş yıl kadar kalmada ısrarlıydı.  Tabii, Meksikalıların yerel bir ağaçtan elde edip de pazarladığı doğal Chizca kadar etkili değil.  Çünkü bu, bir ay içinde eriyip gidiyordu.  Anlaşılan Meksika’nın üretimi dünya istemini karşılayacak kadar değil.

[Anlaşılan bizim sakızağacından doğal olarak üretilen sakız ‘modern ve çağdaş’ görülmediği için rağbette değil.]

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  Sophie Landrin, Le Monde, 22.11.2012

Reklamlar
Bu yazı Atıklar, Kentler içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s