GDO konusu sürekli gündemde

Fransa’da GDO’lu bir tohumla ilgili araştırmanın sonuçları açıklanmıştı.  Bu, büyük çalkantı yaratmıştı.  Gürültüsü hâlâ sürüyor.  [Ekogazete bu gelişmeyi bir, iki, üç kez yansıttı.  Belki bıktınız, ama…]  Genleri değiştirilmiş bir tohum bu:  NK603.  Aynı firmanın pazarladığı tarım ilacı olan Roundup’tan etkilenmiyor.  Ama araştırma diyor ki, “Ortaya çıkan mısır kanser yaratabiliyor.  Bu tohuma nasıl ‘temizdir’ izni verildi?”  Bu çıkış üzerine bazı gelişmeler peşi peşine gündeme düşmeye başladı.  Bunlara şöyle bir göz atalım:

Fransa’da dört kadın bakan

Fransa’da, son 12 yıl içinde Çevre ve Ekoloji Bakanlığı görevini üstlenmiş dört bakan ortak bir duyuru yayımladılar ve adı geçen araştırmanın getirdiği belirtiler üzerine devleti GDO konusunu daha da ciddiye almaya davet ettiler. Bu çıkışın iki ilginç özelliği var.  Dört bakan da kadın.  Ve dördü de çok değişik partilerin mensupları (sosyalist, muhafazakâr, çevreci ve merkez sağ partiler).  Bakanlar gönül birliği içinde devleti ve politikacıları bu çalışmanın ışığında göreve çağırdılar.

Kızgın iki Amerikalı

Gönlü yaralı ve kızgın iki Amerikalı çiftçi Greenpeace’in davetiyle GDO konusunda yaşadıkları hayal kırıklığını ve bunalımı Avrupalılara anlatmak için Paris’e geldiler.  Daha sonra da başka ülkelere gidecekler.  Onlara yıllar önce GDO’lu tohumlar önerilmiş.  Heyecanla kabul etmişler.  Bu iki kızgın adam uçsuz bucaksız arazilerinde soya ve mısır ekmekteymişler.  İşin başında verilen tohumlar ve onlara uygun olarak önerilen ilaç (Roundup) yararlı olmuş gerçekten.  Ama birkaç yıl sonra ilacın dozunu durmadan arttırmak gerekmiş.  Maliyet artmış, kalite düşmüş.  Bu iki çiftçi “Bizden ders alın.  Tehlikeye dikkat!” diye sesleniyor Avrupa Birliği’ne.

Kaliforniya’daki referandum

ABD’de başkanlık seçimi oldu geçtiğimiz günlerde.  Bu seçimin bir özelliği senatonun üçte birinin yenilenmesi ve bazı eyaletlerde değişik konularda referandum yapılması idi.  Kaliforniya’daki referandumda oya sunulan bir madde şu soruları soruyordu:  “Yiyecek maddelerinin kutusunda, paketinde, ambalajında satışa sunulanda ne ölçüde GDO var?  Bu bilgi verilsin mi, verilmesin mi?   Ayrıca GDO’lu ürünlerin ‘doğal’ sözcüğüyle pazarlanması yasaklansın mı, yasaklanmasın mı?”  Bu bilgi verilsin diyenler, kişilerin en doğal hakkının ne yediklerini bilmeleri olduğunu söylüyorlar, “Böyle bir not koyarsınız.  İstemeyen o yiyeceği almaz, isteyen alır, ama bile bile alır.” diyorlardı.  Resmi rakamlara göre ABD’de, yetiştirilen mısırın %88’i, soyanın da %93’ü GDO’lu.  Ve bunlar birçok yiyecek maddesine girdi oluyor.

Önerinin biçimlenmesiyle birlikte saldırgan bir karşı kampanya başladı.  DuPont, PepsiCo, Monsanto, Dow, Coca-Cola, Kraft gibi şirketler derhal devreye girdiler ve ilanlar, reklamlar, televizyon videoları vb. için 40 milyon dolar topladılar.  Böyle bir girişimin yiyecek maddelerinde fiyat artışı yaratacağını (nasıl olacaksa) ve halkın arasında yanlış anlama nedeniyle anlamsız korkular salacağını ileri sürdüler.  Bazı saygın kuruluşların GDO’ların zararsız olduğunu belirttiklerini ifade ettiler.  Oysa bu bir çarpıtmaydı;  çünkü adı geçen kuruluşlar GDO’ların ne ölçüde zararlı olduklarının bilinmediğini, bu nedenle derinlemesine, ciddi araştırmaların yapılması gerektiğini belirtmekteydiler.

Tartışmaların başladığı noktada, bir ay önce, halkın ezici bir çoğunluğu (%67) bu öneriye ‘Evet’ oyu kullanacaklarını söylemişlerdi.  Yürütülen karşı kampanyadan sonra ise, oy kullanmada öneri yalnızca %48 destek alabildi ve reddedildi.

Türkiye’den iyi birkaç haber

Fransa’da sonuçları açıklanan araştırma ülkemizde etki yapmış.  Biyogüvenlik Kurulu bu çalışmanın ciddiye alınarak incelenmesini karara bağlamış ve bir uzmanlar grubu oluşturmuş.  Ayrıca iki ayrı şirket daha önce Biyogüvenlik Kurulu’na yaptıkları izin başvurularını geri çekmişler.  Kurul da bu talepleri kabul etmiş.  Adı geçen şirketler bazı GDO’lu maddeleri gıda malzemesi olarak kullanmak istemişlerdi.  Ama anlaşılan kamuoyunun baskısı üzerine bu girişimlerinden vazgeçmişler.  Biyogüvenlik Kurulu’nun kararları kendi sitesinden izlenebilir.  [Bu gelişmeleri bize duyuran Arca Atay’a teşekkür ediyoruz.  O, bunları gazeteye gönderdiği bir yorumda zaten ifade etmişti.]

Atila Alpöge / Yararlanılan kaynaklar:  Le Monde. 31.10.2012 – Gilles van Kote, Le Monde, 6.11.2012 – Claudine Mulard, Le Monde, 6.11.2012 – Melissa M. Pandika, Peninsula Press, 6.11.2012

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme, Tarım içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s