Omega-3 efsanesi

Bir bilene, daha doğrusu “Ben bilirim!” diyene “Nedir Omega-3?” diye sorarsanız, herhalde şöyle bir yanıt alırsınız: “Bilmiyor musun? Çok önemlidir. Doymamış yağ dediğimiz üç farklı asitten oluşur. 3’lüğü bundan geliyor. Sağlıklı yaşamda kritik rol oynar OMEGA-3. Gereksinim ana karnında başlar, yaşlılığa kadar sürer.” Ne gibi yararları olduğunu sormaya kalkmayın; sonu gelmez bir liste çıkar karşınıza. Neler yoktur ki bu listede! Bazı örnekler verelim:

  • Kolesterolü düşürür. Kalp hastalığı, kalp krizi riskini azaltır. Kansere karşı koruma sağlar. Kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur.
  • Beyin, retina, sperm, cilt hücrelerini güçlendirir. Kanı inceltip akışını kolaylaştırır.
  • Erken doğum riskini azaltır. Doğum sonrası depresyonundan korur. Çocuğun matematik zekâsının gelişmesine, okuma, yazma ve telaffuz becerilerinin artmasına katkı sağlar.
  • Bunama, Alzheimer riskini azaltır. Konsantrasyon, bellek bozukluklarında yardımcı olur. Saldırganlığı azaltır.
  • Kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur. Damar sertliğini yavaşlatır.

Peki, nelerde var bu sihirli madde? Bunun listesi de uzun: somon, ton, uskumru, sardalye, hamsi, adaçayı, kivi, semizotu, ceviz, badem, fındık, soya, marul, lahana, nohut, vb… Omega-3’e yüklenen erdemler öylesine büyümüş durumda ki, besin endüstrisinde önemli bir pazarlama aracı olmuş konumda. Pazar koşullarını sürekli gözleyen bir firma Omega-3’lü olduğunu ileri süren besin maddeleri pazarının 13 milyar dolarlık bir düzeye vardığını ve bu pazarın her yıl %15-%20 oranında hızla büyüdüğünü ileri sürüyor.

Bununla birlikte, Journal of the American Medical Association – JAMA’nın 12 Eylül tarihli sayısında yayımlanan bir araştırma bu efsaneye daha dikkatli yaklaşmak gerektiğine işaret etti. 20 bağımsız çalışmayı bütünleştiren bu araştırma 70.000 hastanın durumuna eğilmiş ve OMEGA-3’ün kalp damar hastalıklarını önlemede çok fazla etkili olmadığını saptamış. Zaten ABD, Fransa gibi bazı ülkelerin resmi sağlık kurumlarının da bu olguya (olumlu ya da olumsuz olmamakla birlikte) mesafeli davrandığı göze çarpıyor. JAMA’nın yayımladığı bu araştırma efsanenin bir köşesine ışık tutarken, “Acaba Omega-3’ün diğer erdemlerine de kuşkuyla mı bakmalı? Günün birinde kanser konusunda da benzeri bir sonuçla karşılaşacak mıyız?” sorusu takılıyor akla.

Atila Alpöge / Yararlanılan kaynak: Paul Benkimoun, Le Monde, 13.9.2012

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s