Yıl 2050, Vejetaryenler Gezegeni…

Yeni keşfedilmiş bir dünyadan değil, 2050 yılından sonraki halimizden bahsediyoruz. Neyse ki 40 yıla yakın bir süre alışkanlıkları değiştirmek için pek kısa sayılmaz. Neden mi vejetaryen – etyemez – olmak zorundayız? Bugün 7 milyar olan nüfus, hızla yükselmekte olduğundan ve 2050 yılında 9 milyara ulaşacağından, bu kalabalığı beslemeye gerekli hayvan kökenli protein yeterli olmayacağı için…

Gelin önce bugünkü fotoğrafa bir göz atalım! Dünya üzerinde 7 milyar insan yaşıyor. Bu nüfusun normal beslenebilen kesimi protein ihtiyacının %20’sini hayvanlardan sağlıyor. Verimli toprakların %30’u bu hayvanların besinlerinin yetiştirilmesi için kullanılıyor. Kullanılabilir tatlı suyun %70’i tarıma gidiyor. Ayrıca 1 milyar insan aç ve 2 milyar insan yetersiz beslenme şartlarında yaşıyor. OXFAM (Oxford Committee for Famine Relief) ve BM,  5 yıl sonra olası ikinci önemli küresel yiyecek krizine hazırlanırken, besin üretimini sekteye uğratabilecek su kıtlığı uyarıları giderek vahim boyutlar kazanıyor. Mısır ve buğday gibi temel ürünlerin fiyatları, ABD ve Rusya’daki kıtlık ve Asya’daki yetersiz muson yağmurları yüzünden geçen hazirandan beri %50 artış gösteriyor. Oxfam’a göre aşırı fiyat artışlarının Latin Amerika, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerini de içeren gelişmekte olan ülkeler grubunda yıkıcı etkileri olabilir. 2008 yılında yaşanan yiyecek krizi 28 ülkede sivil çatışmalara yol açmıştı.

Yarının, yani 2050’nin fotoğrafında sınırların zorlandığını görüyoruz. Nüfus 9 milyara çıkacak, yani hali hazırda 3 milyar aç veya açlık sınırında olan nüfusa 2 milyar boğaz daha katılacak. Herkesin normal beslenme şartlarına ulaşabilmesi için, Birleşmiş Milletlerin öngörüsüne göre besin maddeleri üretiminin %70 artması gerekiyor. Ama zaten bugün bile sınırları zorlanan su kaynaklarının bu artışa yanıt vermesi mümkün değil. Suyun yanısıra enerji ihtiyacı da giderek artmakta, BM’ye göre önümüzdeki 30 yıl içinde üretimde %60’lık artışa ihtiyaç olacak.

Bu durumda çözüm, en fazla kaynak gerektiren ürünleri kısıp diğerlerinin üretimini artırmak. Yani et üretimini azaltıp, sebze, tahıl, meyve üretimine ağırlık vermek. Et üretimi sadece önemli miktarda alan ve kaynak kullanmakla kalmıyor – Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ‘ne göre yaşanabilir toprakların %30’u etinden faydalanılacak hayvanları beslemek için kullanılıyor – aynı zamanda hayvan besinlerinin yetiştirilmesi yüksek miktarda su gerektiriyor. Bu çalışmaya göre hayvan proteini ağırlıklı beslenme rejimi, vejetaryen rejimlere göre 5 ila 10 misli fazla su gerektiriyor. Örneğin 1 kg pirinç üretmek için 3,000 litre su gerekirken, 1 kg sığır eti için 15,500 litre gerekiyor.

Stockholm International Water Institute (SIWI)’den Malik Falkenmark ve ekibinin raporuna göre, “Batı toplumlarında bugünkü beslenme şemalarını uygulamaya devam edersek, 2050 yılında 9 milyara çıkması beklenen dünya nüfusunu beslemek için gerekli besin üretimi için tarım alanlarında kullanıma yönelik yeterli miktarda su olmayacak.“

SIWI raporunun yayımcısı Anders Jägerskog  ise, “gelecekte dünyayı doyurmak için yeni bir reçeteye ihtiyacımız olacak“ diyor. Bu reçetenin de vejetaryen rejim reçetesi olması en olası çözüm. Bilim insanlarına göre iklim şartlarının giderek belirsizleştiği dünyamızda, su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltıp daha fazla besin maddesi üretebilmenin tek yolu vejetaryenliğe geçiş.

[Ekogazete, dünyanın su sıkıntısı konusunda birçok yazı yayınladı bugüne kadar, ve öyle görünüyor ki bu konunun sonuna gelmedik. İş vejetaryen olmakla çözülecek kadar basit değil. Aşağıda, vejetaryenlikle ilgili olmasa da, su konusuyla ilgili umut taşıyıcı kısa bir haber yer alıyor.]

International Water Management Institute (IWMI)  kaynaklı başka bir rapora göre Sahraaltı Afrika ve güney Asya’lı milyonlarca çiftçiyi besin kıtlığına karşı korumanın en iyi çaresi pahalı ve yüksek kapasiteli sulama sistemleri yerine basit teknolojiler ve küçük pompalara yatırım yapmak.

IWMI genel müdürü Dr. Colin Chartres : “Gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçilerin su gereksinimlerini karşılamak için giderek küçük ölçekli, lokal çözümlere yöneldiklerini gözlemliyoruz. Bu basit teknikler Sahraaltı Afrika ve güney Asya’da randımanları %300’e kadar artırıp, bu bölgelere onlarca milyar dolar ek gelir sağlayabilir” dedi.

Şükrü Munoğlu / Yararlanılan kaynak: John Vidal, The Guardian, 26.8.2012

Reklamlar
Bu yazı Nüfus, Sağlık - Beslenme, Su, Tarım içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s