Bisiklet Paylaştık da Ne Oldu?

350 Avrupa kentinde bisiklet paylaşımı uygulanıyor.  Kentlerin değişik köşelerinde ortak kullanıma açık bisiklet dizileri var.  Siz önce sisteme abone oluyorsunuz;  sonra gidip ufak bir ücret karşılığı bunlardan birini alıp (yarım saat, bir saat gibi) kısa bir süre kullanıyorsunuz.  Gitmek istediğiniz yere ulaşınca bisikleti başka bir dizide bırakıyorsunuz.  Örneğin Paris’te 22,000 adet “paylaşımlı bisiklet” kullanım bekliyor.  Beklemekle kalmıyor, durmadan kullanılıyor.  2011’de Paris’in “ortak bisikletleri” 31 milyon kez kullanılmış.  Diğer kentlere ait rakamlar da halkın bu yeni yaklaşıma sahip çıktığına, dolayısıyla uygulamaların başarı kazanmış olduğuna işaret ediyor.

Bu noktada hemen altını çizmekte yarar var:  Söz konusu olan bisiklet kullanımı değil.  Bisikletin ortak kullanımı, paylaşılması…  Yoksa bazı kentlerde (örneğin Hollanda, Danimarka kentlerinde) halkın sayıca önemli bir kesimi yıllardan beri bisiklet sahibi ve bunları kent içi ulaşımda kullanıp duruyor.  Burada söz konusu olan ise, sahibi olmadığınız bir bisikleti bir süre için kiralayıp kullanmak.

[Öte yandan bisiklet kiralamanın da çok yeni olmadığı söylenebilir.  Örneğin 1950’li yıllarda İstanbul’un değişik mahallelerinde bisikletçiler vardı.  Bunlara giderdiniz, bisiklet kiralardınız, orada burada tur atar, sonra da bisikletçinize geri verip kullanım süresine göre para öderdiniz.  Bundan maksat keyif sürmekti ve genelde çocuklarla gençler meraklıydı buna.]

Sözünü ettiğimiz uygulamanın özelliği kent belediyesinin anlaşmayla yetkili kıldığı bir firmanın kurduğu sisteme abone olmak ve işe, okula, alışverişe gitmek için bisiklet kiralamak.  Amaç ne, peki?  Alternatif ve daha ucuz bir ulaşım olanağı sağlamak, otomobile dayalı alışılmış ulaşım düzenini değiştirmek, trafik olgusunun yarattığı hava kirliliği, yakıt tüketimi, gürültü kirliliği ve benzeri sakıncaları azaltmak.  Acaba kent ulaşımında adeta moda olmaya başlayan bu yeni yaklaşım ne kadar başarılı?

Uygulamayı irdelemek isteyen bilimsel bir toplantı bu soruya eğildi.  Strasburg’da 11-12 Eylül’de bir araya gelen uzmanlar konuya yeni bakış açıları getirdiler.  Bisiklet paylaşımının beklendiği kadar ya da dışardan göründüğü ölçüde başarılı olamadığı anlaşılıyor.  Bisiklet kullanımına geçenler büyük bir çoğunlukla toplu ulaşım araçlarını kullananlar.  Uygulamanın otomobil bağımlıları üzerinde büyük etkisi görülmüyor.  Konunun bir de maliyet boyutu var.  Uzmanlar bisiklet kiralayanların cebinden çıkan paranın gerçek maliyetin yalnızca %10’unu karşıladığını ileri sürüyorlar.  Çünkü kent yönetimleri bir şirkete böyle bir sistemi kurup işletme hakkını verdikleri zaman, ayrıca kentteki bütün afiş panolarını karşılıksız teslim ediyorlar.  Bu da hesaba katılınca (yani belediyenin kaybettiği reklam geliri de eklenince) bir adet bisikletin bir yıllık gerçek maliyeti 2.500-4.000 avroya ulaşıyor.

Uzmanlar bu saptamanın uygulamalara karşı çıkmak olarak görülmemesi gerektiğini de vurguluyorlar.  Bisiklet paylaşımı uzun vadeli kent içi ulaşım politikasının adımlarından biridir.  Buna eklenecek başka önlemlerle kent merkezlerine otomobil girişi azaltılacak, kullanım hızları düşürülecek ve ulaşım olayının çehresi değiştirilecektir.

Atila Alpöge / Yararlanılan kaynak:  Olivier Razemon, Le Monde, 7.9.2012

Reklamlar
Bu yazı Kentler, Ulaşım içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s