Küreselleşme ekolojiyi nasıl öldürdü?

Bu, Fransa’da bugünlerde yayımlanan bir kitabın başlığı.  İrkiltici bir başlık…  Rahatsız edici bir kitap…  Gergin bir tartışma yaratacak iddia…  Yazarı uzun yıllar boyunca ekoloji alanında sorumluluk taşıyarak çalışmış olan Aurélien Bernier.  Bundan dört yıl önce de başka bir kitapta sera gazı salımlarını sınırlandırma amacıyla ortaya atılmış olan “karbon pazarı” kavramını eleştirmişti.  Gelişmeler haklı olduğunu göstermişti.

Yeni kitabında ekoloji düşüncesinin köklerine iniyor ve tartışmayı 1970’lere kadar götürüyor.  Şu soruyla başlıyor irdelemesine:  Dünya, kaynaklarından iklimine kadar her şeyiyle neredeyse umutsuzluğun kapısında.  Böyle bir durumda nasıl oluyor da, ekoloji hareketi şimdiki konumunda izlediğimiz büyük çaresizliğin içinde kıvranıp duruyor?  Ne oldu?  Niçin?  Bu noktaya nasıl vardık?

1970’lerde ekoloji krizine eğilen, ama birbirinden tamamen farklı iki yaklaşım çıkmıştı karşımıza.  Birini Barry Commoner tanımlamıştı.  Ötekini de Paul Ehrlich.  Commoner konuya politik bir analizle yaklaşıyordu ve düşüncelerini kâr arayışına ve uluslararası firmaların rolüne dayandırıyordu.  Ehrlich ise sorunu dünya nüfusunun hızla artmasına odaklamıştı.  İlginçtir, Commoner unutuldu, gitti.  Ehrlich’in görüşleri ise ekoloji hareketini bugünlere kadar uzanan boyutlarıyla biçimlendirdi.  Büyük ölçüde sorunun politik boyutunu silip atarak, kaynakların ve zenginliklerin nasıl bölüşüleceği sorunsalını arka plana iterek.

Bu yüzden, ekolojik tavırda bireysellik, cemaatçilik, ahlaki değerlere öncelik vermek, federalciliği ve yerelciliği ön plana çekerek devleti itelemek ve ulus-devlet üstü yapılara yönelmek gibi yaklaşımlar egemen oldu.  Başka bir deyişle, ekoloji endişesi taşıyan hareketler neoliberallerin tezgahladığı küreselleşmenin adeta tuzağına düştüler.  Böyle olunca da, ekoloji uluslararası platformlara taşınarak, olabildiğince açık ve hür bir dünya pazarı taraftarı olan büyük şirketlerin istek ve beklentilerine teslim edildi.  Bernier sayısız araştırmaya dayanarak küreselleşmenin sera gazı salımlarını hızla arttırmış olduğuna işaret ediyor.

Bernier bu görüşünde ne kadar haklı?  Ne kadar tek yönlü düşünüyor?  Ne kadar yanılıyor?  Bu soruların yanıtları herhalde önümüzdeki günlerde didiklenmeye başlanacak.  Ne de olsa, zayıflıkları da olduğu hissedilen kitap ister istemez temel bir tartışmanın kapılarını zorluyor.

[Kitapla ilgili bilgi şöyle:  “Aurélien Bernier, Comment la mondialisation a tué l’écologie, Mille et une nuits éditeur” 354 sayfa, 19,50 avro.]

Yararlanılan kaynak:  Hervé Kempf, Le Monde, 8.9.2012

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Küreselleşme ekolojiyi nasıl öldürdü?

  1. Ümit Şahin dedi ki:

    Doğrusu Commoner\’ın unutulup gittiği, Ehrlich\’in görüşlerinin hakim olduğu çok aşırı bir iddia. Bence tam tersine Ehrlich\’in görüşleri daha çok BM çerçevesine sıkışıp kaldı, Commoner\’ın görüşleri ise yeşil partilerin, ekososyalistlerin, yerel ekoloji hareketlerinin mücadelelerinde yaşıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s