Latin Amerika’nın kentleri

Latin Amerika’da kentleşme aldı başını gitti.  Bugün halkın %80’i kentlerde oturuyor.  Birleşmiş Milletler Habitat Programı’nın yayımladığı 200 sayfalık “Latin Amerika Kentlerinin Durumu” adlı rapor bu olguyu vurguluyor.  Rapor bunun olumlu bir gelişme olduğunu belirtirken halkın büyük çoğunluğunun böylece moderniteye açıldığını, küreselleşmeyle bütünleştiğini vurguluyor.  Ancak bu sürecin sorunlu ve kimi zaman şiddetli boyutları olduğunu da ekliyor.

Topraklara, köylere geri dönüş beklenmiyor.  2050 dolaylarında kentleşme oranının %90’a ulaşacağı düşünülüyor.  Hatta bazı ülkelerde, örneğin Brezilya’da bu düzeye 2020’de varılması söz konusu.  İlginci, Habitat uzmanlarının kentlerde yoğunluğun artmasına, yani yapıların daha fazla yüksekliklere erişmesine karşı çıkmamaları, hatta kentlerin alanda hudutsuz yayılmasını önleyen bu gelişmeyi adeta desteklemeleri.  Çünkü bu eğilim kent içi mesafeleri azaltacaktır ve ekolojik maliyeti sınırlandıracaktır.

Öte yandan, rapor ortaya çıkan aşırı eşitsizliklerin ve şiddetin de altını çiziyor.  Bölgedeki kentler yeryüzünün en tehlikeli ve eşitliği en bozuk yerleşmeleri.  Kentlerin içinde birbirinden bıçakla kesilmiş gibi duran yerleşmeler var.  Rio de Janeiro “favela”ları (gecekonduları) ve düzenli mahalleleriyle bunun somut örneklerinden biri.

Latin Amerika kentlerinde 588 milyonluk nüfusun 111 milyonu gecekondularda yaşıyor.  Bu bölgeleri iyileştirme amacıyla yürütülen girişimlerin en büyük aksaklığı, insanların yeni konut projeleriyle daha da uzaklara taşınması, dolayısıyla onların işyerlerinden ve kentin merkezindeki çekici altyapı hizmetlerinden iyice uzaklaştırılması.

Bütün çabalara karşın 122 milyon kişi aşırı fakirlik içinde.  Özellikle gençler ve kadınlar sosyal güvenlikten yoksun, kaçak işlerde çalışıyorlar.  Ama iş bulma derdinden de önce gelen bir tasa var:  kişisel güvenlik.  Çünkü suç ve uyuşturucu çeteleri bu bölgelere hakim.  Ve şiddet öncelikle bu bölgelerin halkını vuruyor.

Bütün bunlara karşın, Habitat raporu umut taşıyor;  Latin Amerika’nın “nüfus avantajı” olduğunu vurguluyor.  Çünkü çocuk nüfusu da, yaşlı nüfusu da büyük oranda değil.  Önümüzdeki otuz yıl içinde bugünün aktif nüfusu sürekli ayakta olacak.  Latin Amerika bu avantajını akıllıca kullanabilirse sorunlarını büyük ölçüde çözecektir.

Yararlanılan kaynak:  Paulo A. Paranagua, Le Monde, 24.8.2012

Reklamlar
Bu yazı Kentler içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s