Elektrik tellerinin örümcek ağı

Avrupa Birliği, elektrik sistemleri için bir örümcek ağı kurma hazırlığı içinde.  Değişik ülkelerin elektrik şirketleri anlaşmalar imzalayarak birlikte girişimler başlatıyorlar.  Bu çabanın mantığı oldukça basit.  Enerji gereksinimi durmadan artıyor, ama bunu nükleer enerjiyle karşılama olanağı, artan tepkilerden dolayı, azalıyor.  Çözüm sınırlar ötesi enerji üretip Avrupa’nın güneyinde üretilen elektriği kuzeye iletmede, ya da kuzeydekini güneye yollamada.  Örneğin Kuzey Afrika’da, Büyük Sahra’ya yerleştirilmek istenen devasa proje var:  Desertec.  [Ekogazete bu projeden söz etmiş, hatta orada üretilecek enerjinin Türkiye üzerinden de Avrupa’ya taşınacağını vurgulamıştı.]  Ya da Baltık Denizi’nde, Kuzey Denizi’nde, Manş’ta kurulmakta olan rüzgâr santralları.  Bunların yerel gereksinimlerin çok ötesinde enerji üretme potansiyelleri var.  O zaman bunları başka bölge ve hatta ülkelere, çok uzaklara ulaştırmak gerekiyor.  Bunun da yolu bir örümcek ağı gibi Avrupa’yı saracak, birbirine bağlı enerji şebekeleri oluşturmak.  Bu olguyu somuta indirgersek, Avrupa Birliği enerji şirketleriyle işbirliği yaparak önümüzdeki on yıl içinde 50.000 kilometrelik şebeke kurmayı hedefliyor.  100 milyar avroluk bir girişim bu.

Ancak hesapları allak bullak eden bir öğe var.  Maliyet hesapları bu dev şebekenin yüksek gerilimli hava hatlarından oluşmasına dayanıyor.  Ama değişik yerlerdeki halk grupları bu yaklaşıma şiddetle tepki gösteriyor, o hatların yerleşik oldukları alanlardan geçmesini istemiyorlar.  Kimi zaman tepki o kadar şiddetli oluyor ki, projeler duruyor.  Nitekim Almanya 2009’a kadar 1.800 km. gerçekleştirmek istiyordu, ama ancak 215 km. ortaya çıkabildi.  İspanya ile Fransa arasındaki bir hat da tepkiler yüzünden toprak altına alındı.  Tabii, maliyetini birkaç misli katlayarak.  [Ülkemizde de yüksek gerilim hatlarının yoğun yerleşmelerden (örneğin İstanbul’un bazı semtlerinden) geçtiğini görüyoruz.]

Halkın tepkileri gerçekten de sert oluyor. Bazı yerlerde köylüler tarlalarının ortasına pilon (kule) dikmeye gelecek ekipleri geri püskürtmek için traktörleriyle gece, gündüz nöbet tutuyorlar.  Bazen dikilmiş pilonlar dinamitleniyor.  Hatların geçtiği tarlaların büyük ölçüde değer yitirdiği, hatta satılamaz olduğu söyleniyor.  “İneklerimden aldığım sütün hem miktarı azaldı, hem de kalitesi bozuldu.” diyenler var.  Çiftçiler yargıya, hatta Danıştay’a başvuruyorlar.  Elektrik şirketleri tazminat ödemek, evleri satın almak, araştırmalar yaptırmak gibi önlemlerle bu sıkıntıları atlatmaya çalışıyorlar.

İşin başka bir boyutu daha var.  Dünya Sağlık Örgütü’nün Kanser Araştırmaları Merkezi 27 Haziran 2001’de bu hatların kansere neden olabileceği, özellikle çocuklarda kan kanseri yaratabileceği yolunda bir rapor yayımlamıştı.  Ancak bu kuşkuyu bilimsel olarak irdeleme olanağı yaratılamadı şimdiye kadar.  Avrupa Konseyi 27 Mayıs 2011’deki genel kurulunda konunun ciddiyetle ele alınması gerektiğini kararlaştırdı.

Yararlanılan kaynaklar:  Hervé Kempf ve Paul Benkimoun, Le Monde, 22.8.2012

Reklamlar
Bu yazı Enerji, Tarım içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s