Kendi tohumunu kullanamazsın

Çiftçisiniz.  Tarlalarınızı ekiyorsunuz.  Daha sonra topladığınız mahsulü iyi kötü bir fiyata satıyorsunuz.  Ama bir miktarını da kendinize saklıyorsunuz.  Bunları tohum olarak kullanmak ve gelecek yılın mahsulünü üretmek için.  Ya da eşe dosta dağıtıp onlar da eksin diye.  Hayır, asla olamaz!  Buna izin yok.  Yasak!  Avrupa Birliği Adalet Divanı 12 Temmuz 2012 tarihli kararıyla bunu yasakladı.  Gerekçe, endüstriyel tohumların gelişmesini desteklemek ve böylece tarım alanında daha verimli ürün elde edilmesini sağlamak.  Çiftçiyi büyük firmaların özel olarak ürettiği ve patent taşıyan tohumlara yönlendirmek isteniyor.

Yüzyıllar boyu sürmüş, geleneksel çiftçilik denen ve romanlara, filmlere konu olmuş tarımsal bir çaba vardı.  Tohum (kimi zaman yetersizlikleri, kimi zaman da kusurlarıyla, ama mutlaka yaşam dolu verimlilikleriyle) çiftçinin gözbebeğiydi.  Çiftçi bunu korur, kollar, kimi zaman da dostlarıyla değiş tokuş yapardı.  Her yöredeki, hatta tarladaki tohumun başkalarına benzemeyen özellikleri vardı.  Ürünün tadını, kokusunu biçimlendiren kendine özgü özellikler.

Ama küresel ekonomi günlerine gelince oyunun kuralları değişti.  “Dünya nüfusu artıyor, yeryüzünde açlık var, tarımın prodüktivitesini arttırmak gerekiyor” söylemleriyle büyük firmalar devreye girdiler ve bilimsel verilerin ışığında genleri özel olarak değiştirilmiş tohum üretip bunları pazarlamaya başladılar.  Bunların her yere uygun ve de her kişinin damak zevkine yanıt verecek nitelikler taşıdığını ileri sürerek.  Ama “bu özel tohumu ben geliştirdim;  bunun kullanma hakkı (yani, telif hakkı) bendedir.” diyerek.  Genlerle oynayan, durmadan değişik ürünler üretip “kullanma hakkını” kapatan firmalar var artık.  Monsanto, Syngento, DuPont gibi.

Örneğin Fransa’da kullanılan tohumların %58’i endüstriyel kaynaklı.  Bunları üretenlerin gücü de o oranda fazla.  Geçen yıl hükümet bunları değil de, geleneksel tohumları kullanmaya kalkanlardan bir türlü vergi toplayıp bu geliri tohum şirketleri arasında bölüştürmeye kalktı.  Çiftçiler bu gelişmelere karşı çıkıyorlar.  Endüstriyel tohumların kısa zamanda verim düşüklüğü yarattığını, en fazla iki yılda bir yeni tohum satın alma durumunda kaldıklarını, oysa geleneksel tohumların 4-5 yıl verimli kaldıklarını söylüyorlar.  Bir de tarımsal ürünlerin (tat ve benzeri bakımlardan) giderek kısıtlı standartların içine hapsedilmeye başlandığına işaret ediyorlar.  Öyle görülüyor ki, Avrupa ortamında ciddi bir tohum savaşı başlamakta.

Yararlanılan kaynak:  Laurence Girard, Le Monde, 3.8.2012

Reklamlar
Bu yazı Tarım içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s