Amazon köylülerinin başarısı

Ekoloji politikası dediğimiz zaman, aklımıza ille de, devletler, politikacılar, bürokratlar mı gelmeli?  Kesinlikle hayır.  Bütün mesele kişinin çevresindeki doğaya sevgiyle, anlayışla yaklaşmasında ve uyum sağlamasında.  Çevresindeki doğaya duyduğu saygıyı yaşam tarzına aktarmasında.  Brezilya’da, Birleşmiş Milletler zirvesi dolayısıyla boş gevezeliklerin yapıldığı Rio’nun çok daha kuzeyindeki Amapa eyaletinde bir avuç köylü bu olguya canlı bir örnek sunuyor.

Öykü 1930’larda başlıyor.  Amazon’un çok genişlediği bir kesimde yer alan büyükçe, boş bir adaya birkaç kızılderili aile gelip yerleşir.  Çünkü ada devlete aittir ama sahipsiz kalmıştır.  Ormanlıktır, toprak mümbittir, suları berraktır, ırmakta bol balık vardır.  Bir de göz alabildiğince palmiye.  Bu olanaklar iyi bir ekonomik çerçeve oluşturur yerliler için.  Palmiyelerin tadı enginara benzeyen meyvasını toplayıp, ırmakta karides avlayıp satarlar.  Ağaçları da kesip piyasaya sürerler.  İşin başındaki iyi ticaret 1990’lara doğru sıkıntıya girer.  Sanki karides azalmıştır ve palmiye meyvesi para getirmemektedir artık.

Tam o sırada, 1992 Rio zirvesi çıkar ortaya.  Zirveyle birlikte çevre bilinci de.  Jorgé Pinto adlı genç bir çevreci gelir ve yerli ailelerle bütünleşip adeta adayı mesken tutar.  Eğitimi ziraat mühendisliği olan Pinto yerlilerle birlikte durumu inceler.  Görürler ki, karides avlarken kullandıkları sepetlerin biçimi (ticari değeri olmayan) yavru karidesleri de çekip alıyor.  Sepetlerdeki biçim değişimi zamanla karides nüfusunun patlamasına neden olur.  Öte yandan toprağı işleme ve palmiyelerden yararlanma yöntemleri de değişir.  Örneğin, çok kişinin zamanla meraklısı haline geldiği “palmiye şarabı”nı üretmeye başlarlar.  Ekoloji endişesi gelip gündemlerine oturur.

Bugün gelirleri iki katına çıkmıştır artık.  Daha da önemlisi, çevrelerindeki doğayı talan etmemeyi, doğayla barışık yaşamayı öğrenmişlerdir.  Başarılarının öyküsü adalarından ötelere öylesine ulaşır ki, geçen yıl Brezilya Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff onlara “toplumsal yenilikçilik” ödülü verir.  Ayrıca sahibi olmadıkları bu adayı keyiflerince kullanma iznini de resmen sunar.

Yararlanılan kaynak:  Nicolas Bourcier, Le Monde, 1.6.2012

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s