Rio+20 başlıyor – Sorular ve yanıtlar

[Üreteceği sonuç hakkındaki öngörüler çok karamsar olsa da, hayli önemli bir olay var dünyanın gündeminde.  Peki, nedir bu?  Bazı sorular soralım ve bunlara yanıt bulmaya çalışalım.]

Rio+20 Nedir?  İlk Dünya Zirvesi 1972’de Stockholm’de toplanmıştı.  Bunu 1992’de Rio toplantısı izledi.  Tam adı “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı”.  Amaç ekonomik büyümeyle ekolojik yapıyı koruma arasında denge kurmak.

Nerede?  Ne zaman?  Nasıl?  Üç gün sürecek olan esas toplantının tarihleri 20-22 Haziran.  Brezilya’da. Rio de Janeiro.  13-15 Haziran arasında ise hazırlık komitesi toplandı.  Bu arada esas toplantıya tavır koymayı, baskı kurmayı, gündemi etkilemeyi hedefleyen ve örgütlü toplum kuruluşlarıyla benzeri hükümetler dışı girişimleri içine alan “Halkların Zirvesi” toplantısı 15-23 Haziran tarihlerinde bir araya geliyor.

Kimler katılacak?  190 ülke ve 130 lider ana toplantıya katılacak.  Bunun yanında Rio 50.000 kişinin gelmesini bekliyor.  Bunlar Halkların Zirvesi’nde, ya da değişik ekonomik sektör temsilcilerinin katılacağı sayısız toplantıda yer alacaklar.

Ağırlık kimlerde?  Gelişmekte olan ülkeler giderek büyük ağırlık koymaya başladılar.  Çin, Hindistan, Rusya ve Brezilya ülkelerin en tepesindeki liderler tarafından temsil edilecek.  Avrupa’dan Fransa ile İspanya’nın üst düzeyde katılacağı biliniyor.  Almanya ve İngiltere’nin başbakanları katılmıyor.  Oboma’nın durumu ise havada.

İlk Rio ile karşılaştırırsak?  Bu yeni zirve ötekine göre çok daha büyük.  Ancak şimdiki daha biçimsiz ve daha iddiasız bulunuyor.  İlk toplantı iklim değişimi ve biyolojik çeşitlilik konusunda çarpıcı anlaşmalar yaratmış ve bazı önemli belgeler üretmişti.  Bu kez, bağlayıcı antlaşmaların yerine paylaşılan ilke ve amaçların üzerinde durulacağı, “sürdürülebilirlik” kavramına ortak bir tanım getirmeye çalışılacağı sanılıyor.

Yeni bir toplantıya niye gerek duyuldu ki?  Geçtiğimiz 20 yıl içinde çevresel denge kötü biçimde bozuldu.  1996’dan bugüne, doğal kaynaklara yönelmiş küresel talebin şiddetle arttığı, doğanın kendini yenileme kapasitesinin %50 üstüne çıktığı biliniyor.  Sera gazı salımları da %40 arttı.  Biyolojik çeşitlilik kaybı da ciddi boyutlara ulaştı.  Yeryüzündeki nüfusun altıda biri aç.  Ve önümüzdeki kırk yıl içinde 2 milyar insan daha gelecek dünyaya.  Bu olgu açlığı daha da arttıracak.  Yepyeni kalkınma modelleri bulup daha farklı sistemler kurmak ve tüketim tarzlarını değiştirmek gerekiyor.

Toplantı neyi başarabilecek ki?  Liderlerin önünde iki öncelikli konu olacak:  Çevreyi bozmayan ve fakirliği azaltan bir “yeşil ekonomi” nasıl kurulur?  Küresel yönetim bunu kolaylaştırmak amacıyla nasıl iyileştirilir?  Bu son konu, önümüzdeki üç yıl içinde “sürdürülebilir kalkınma” kavramının çevresinde ortak bir tanım geliştirmeyi, üretim ve tüketim için hedefler tanımlamayı, gelişmeleri yakından gözleyecek izleme sistemleri kurmayı ve su, beslenme, enerji alanlarında önlemler getirmeyi gerektiriyor.  Öte yandan, delegelerin önüne konulacak bazı taslak metinler de var:

  • Okyanusların daha iyi korunması.
  • Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nı daha yüksek düzeyli bir kuruma dönüştürmek.
  • Küresel çevre sorunlarına gelecek kuşaklar adına sahip çıkacak bir “ombudsman” düzeni kurmak.
  • Dünyanın ekolojik dengesini didikleyen yıllık raporlar üretmek.
  • Gayri safi milli hasıla yerine, yaşam düzeyini daha iyi yansıtacak bir gösterge sistemi geliştirmek.
  • Fosil yakıtlara verilen parasal destekleri azaltmak.
  • Doğal sermaye yaratma yolundaki yatırımları destekleme.

Toplantı şu anda hangi konumda?  Toplantı bir çıkmaza saplanmış gibi duruyor.  Esas toplantıya iki gün kaldı;  ama devlet başkanlarına sunulacak metnin ancak üçte biri sonuçlandı.  Hazırlık çalışmalarında sert çatışmalar yaşanıyor.  G77 diye adlandırılan gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu grubun sözcüleri gelişmişlerin ekolojik girişimleri parasal olarak desteklemelerini, bazı teknolojilerin serbetçe kullanımına izin verilmesini, bu sorumluluklardan kaçmak için yaşanan ekonomik krizin bahane olarak gösterilmemesini ısrarla söylüyorlar.  Bu taleplere Çin de katılıyor.  Ne var ki, bu konularda direnme ile karşılaşan G77 oturumu toplu olarak terk etti.  Zirveyi düzenleyen Brezilyalı diplomatlar “Uzun süreli düşünmek zorundayız.” dediler.  “Bir iki yılda geçecek olan krizlere öncelik verilmesi doğru değil.”  Öte yandan, örgütlü toplum temsilcileri durumu şöyle değerlendirdiler:  “Bu çıkmazın faturasını küçük ulusların halkları ödeyecek.  Çünkü bu süreç küçükleri çaresiz ve yalnız bırakacak.  Oysa büyükler sık sık buluşuyor ve kendi aralarında pazarlıklarını yapıp anlaşıyorlar.”

Yararlanılan kaynak:  Jonathan Watts, The Guardian, 6 ve 15.6.2012

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s