Yüzer gezer çöp adaları

Bunlar “çöp” olmalarına çöp de, “ada”lıkları biraz yanıltıcı.  Söz konusu olan birbirine kaynamış, yoğunlaşmış çöplerin oluşturduğu bütünleşik alanlar değil.  Ayrıca çöp nitelemesi de yanlış izlenim bırakıyor ve akla şişelerden kâğıtlara kadar giden atıkları getiriyor.  Bu olgunun temelinde beş milimetreden avuç kadar büyüklüğe ulaşan milyonlarca plastik parçası var.  Okyanuslarda bir arada yüzüp duruyorlar.  Özellikle Pasifik Okyanusu’nda.  Kuzey Pasifik’te, Güney Pasifik’te, Kuzey Atlantik’te, Güney Atlantik’te ve Hint Okyanusu’nda.

Kimi parça denizin yüzeyinde dolanıyor.  Kimi 30 metre aşağıda.  Bu nedenle bu “adaları” uydulardan gözlemek ve izlemek olası değil.  Bunları bir araya getiren güç denizlerdeki dev akıntı sistemleri.  Kuzey yarıkürede saatin ibreleri yönünde dönen, güney yarıkürede ise tersine hareket eden akıntılar yakınlarına raslantı sonucu gelen plastik parçalarını (ya da ender de olsa şişeleri, balıkçı ağlarını ve benzerlerini) kapıp yakalıyorlar.  Bir daha da bırakmıyorlar.  Bunlar akıntı sisteminin göbeğinin çevresinde dönüp durmaya başlıyorlar.  Giderek ortaya yaklaşıyorlar ve yoğunlaşıyorlar.  Bunlara söz gelimi “döndü” diyelim.

Ne balina, ne yunus.  Yalnızca plastik.

Deneyimli kaptanlar genelde bu akıntıların göbeğinden uzak dururlar.  Çünkü buraları çok çalkantılıdır ve rüzgâr da azdır.  1997’de denize meraklı bir araştırmacı olan Charles Moore yelkenlisiyle Los Angeles’ten Honolulu’ya giderken değişiklik olsun diye, göbeklerden birine doğru sürdü teknesini.  Deneyimini daha sonra şöyle anlattı:  “Günler boyu ne balina gördüm, ne yunus, ne de balık.  Yalnızca plastik.”  Moore’un bu şaşırtıcı deneyimi bilim dünyasını harekete geçiren ilk uyarı oldu.

Sözünü ettiğimiz döndülerde oluşan plastik adaları çok geniş alanlardan oluşuyor.  Örneğin, Kuzey Pasifik’teki “ada” ABD’nin 3 katı bir alanı kaplıyor.  Bunlarda kilometrekarede 300 bin ile 900 bin arasında plastik parçası bulunuyor.  Toplam ağırlıkları da binlerce tona (hatta belki milyar tona) varan bir düzeyde oluşuyor.  Aynı alandaki planktonların kitlesi bunun altıda biri.

Konu iki yıl önce Akdeniz için de gündeme geldi.  Tabii, araştırmacılar burada bir döndü ile karşılaşmadılar.  Ama kilometrekarede toplam ağırlığı 600 ton tutan 115 bin parçacık saptadılar.  Bilginler “Bu miktarlar belki karşılaştırmalı olarak fazla değil.  Ama Akdeniz’in kapalı bir deniz olduğunu ve çevresinde çok yoğun yerleşmeler bulunduğunu unutmamak gerekir.” diyorlar.

Ne değişti?

Eskiden denizlerdeki çöpler rüzgârların, akarsuların karalardan taşıdığı topraklardan ve gemilerin döküntülerinden oluşuyordu.  Bunlar denizlerin canlıları tarafından yok ediliyordu.  Ama plastiğin gelişiyle tablo değişti.  Plastik yüzlerce yıl yok olmadan zehirli madde yaratıyor.  Üstelik bunları yiyen canlıların sindirim sistemlerinde birikiyorlar.  Yeryüzünde her yıl 300 milyon ton plastik üretiliyor.  Bunun %10’u denizlere ulaşıyor.

Yararlanılan kaynak:  Audrey Garric, Le Monde, 9.5.2012  [Bunun yanında ABD’nin “The National Oceanic and Atmospheric Administration”in kapsamlı sitesine bakılabilir.]

Reklamlar
Bu yazı Atıklar, Denizler - Irmaklar içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s