RIO+20’de fiyaskoya doğru

20 Haziran’da Brezilya’da Rio’da başlayacak olan ve RIO+20 diye adlandırılan dev uluslararası zirvenin, ne yazık ki, fazla bir şey üretemiyeceği düşünülmeye başlandı.  Bu duygunun kaynağında basına sızmış olan resmi bir belge var:  Toplantı sonunda bütün ülkelerin ortak imzasını taşıyarak açıklanması gereken bildiri taslağı.  Öyle anlaşılıyor ki, bugüne kadar taslağın yalnızca %20’sinde ortak bir görüş oluşturulabilmiş.

En önemli anlaşmazlık gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkeler tarafından ısrarla ifade edilen istemleri kabul etmemelerinden doğuyor.  Aslında istenenler çok basit.  En başta, gelişmekte olanların (ekolojik önlemleri büyümeyi zedelemeden alma yolunda) gelişmişlerden eskisine göre çok daha fazla finansman kaynağı istemeleri geliyor.  Batı dünyası bunu kabul etmiyor.

[Oysa bugün, içine girilmiş olan ekolojik bunalımın kaynağında Batı ülkelerinin gelişmeleri sırasında dünyanın her köşesinde umursamazca yarattıkları yıkım var.  Sınır tanımayan gelişmelerini bu sınırsız sömürü düzeni sayesinde elde ettiler.  Acaba şimdi de, vaktiyle kurmuş oldukları ekonomik hegemonyayı yitirmeme ya da bu olguyu geciktirme hedefiyle, ötekilerin gelişmesini frenlemeye mi çalışıyorlar?  Ve bunda ekolojik baskıyı mı kullanıyorlar?]

Başka anlaşmazlıkların da devreye girdiği bu ortamda, gözlemciler zirvenin anlamsız bir kağıt parçasından başka bir şey üretemeyeceğinden korkuyorlar.  Hazırlık tartışmalarından sızan bilgilere göre havanda su dövülüyor, durmadan içeriksiz çene yarışı yapılıyor.

Buna birkaç örnek verilebilir.  Örneğin, metnin bazı bölümlerine gelişmekte olanların önerdiği basit başlıklara ABD, Avrupa Birliği, İsviçre itiraz ediyor.  Bir defasında “Yeşil bir ekonomiye geçiş” diye biçimlenmiş olan başlığı AB “Bütün ülkeler için bir araç:  Yeşil bir ekonomiye geçiş” diye oluşturmak istiyor.  Örneğin, bir paragrafta yer alan “yeşil bir ekonomi için politikalar” sözüne ABD itiraz ediyor ve bunun “yeşil ekonomi politikaları” olmasını istiyor.  Tabii, her itiraz, her yeni görüş dakikalarca süren tartışmalara kaynak oluyor.  Metnin orasında burasında “not edildi”, “altı çizildi”, “dikkat çekildi” gibi sulandırılmış ifadeler var.  Gözlemciler bağlayıcı ve etken sonuç üretici olması beklenen böyle bir metinde “yapılacak”, “edilecek”, gerçekleştirilecek” benzeri ifadelerin yer alması gerektiğini söylüyorlar.

81 sayfadan oluşan taslak metinde yapılan itirazların, tartışma noktalarının hepsini görmek mümkün.  Bu taslağa şöyle bir göz atmak bile, RIO+20’yi bekleyen güçlükleri hissetmeye yetiyor.

Yararlanılan kaynak:  John Vidal, The Guardian, 8.6.2012

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s