İç içe olduğumuz kimyasal maddeler

Avrupa Birliği’nde bir çatışma başladı.  Bir yanda çevreci gruplar ve kurumlar var.  Öbür yanda da kimya endüstrisi.  Çekişme Avrupa Parlamentosu’nda yaşanıyor.  Konu evlerimizin içine kadar girmiş olan, sağlık açısından tehlikeli nitelik taşıyan kimyasal maddeler ve bunların yasaklanması.  Çekişmenin yarattığı karmaşa “Ne, ne kadar zararlı ve tehlikelidir?” sorusundan kaynaklanıyor ve bunu yanıtlayacak ölçütlerin saptanması çerçevesinde dönüyor.

AB’nin “Avrupa Çevre Ajansı – EEA” bir rapor yayımladı.  Bunda günlük yaşantımızda iç içe olduğumuz kimyasal maddeler konusunda uyarı var.  Değişik kimyasal maddeler kozmetik ürünlerden kremlere, plastiklerden ilaçlara kadar çok şeyde katkı maddesi olarak yer alıyor.  Bunların çok değişik rahatsızlık ve hastalıklara neden olduğu kuşkusu var.  Bilimsel araştırmaların verdiği ipuçlarına dayanarak bazı örnekler verilebilir:  Kanser, cenin sakatlıkları, gelişme sorunları, öğrenme zorlukları, beyin zedelenmesi, otizm, bilişsel bozukluklar, (erkeklerde kadınsı eğilimler, kadınlarda erkeksi eğilimler gibi) cinsel düzensizlikler, diyabet, aşırı şişmanlık…

Bazı kimyasal maddeler çeşitli yollardan vücuda girince belli koşullarda içsalgı (endokrin) sistemini ciddi biçimde etkileyebiliyor.  Bunun sonucu olarak da, bedenimizin çalışmasında yaşamsal yeri olan hormonların düzeni ve niteliği bozuluyor.  Bunların sentezinde, üretilmesinde, taşınmasında, işlevlerini yürütecekleri bez ve hücrelerle bütünleşmelerinde aksaklıklar doğuyor.  Bu nedenle bunlara “içsalgı (endokrin) sistemini etkileyen maddeler” deniliyor.

Yasaklama yapılacak mı?  Yapılabilecek mi?

EEA hepimizi dikkatli olmaya davet ediyor.  Aslında bu konu hiç de yeni değil.  15–20 yıldan beri tartışılıp duruyor:  Bu maddelerin hangisi, ne ölçüde zararlı?  Ne zaman?  Hangi koşullarda?  Bu konudaki çalışmaların sonunda birkaç maddenin kullanımı toptan yasaklandı.  Ama bu yeterli değil;  çünkü endüstrinin 2.000 dolayında kimyasal madde kullandığı biliniyor.  Karşılaşılan başka bir zorluk bu maddelerin etkisinin kısa zamanda belirmemesi.  Zararları çoğu zaman yıllar sonra ortaya çıkıyor.

EEA bu konudaki uyarıyı yapmakla birlikte yasaklama önerisi getirmiyor, “Daha geniş kapsamlı araştırmalar gerekir.” diyerek temkinli davranıyor.  Ancak çok önemli bir noktaya da değiniyor.  Bu maddelerin bazıları, belki de çoğu, tek başlarına ağır sonuçlar yaratmıyor.  Bununla birlikte bir “kokteyl etkisi” ile karşı karşıyayız.  Birkaç madde birlikte (kokteyl gibi birbirilerine karışmış olarak) içsalgı sistemine yanaştıklarında büyük çaplı zarar yaratıyorlar.

Kimya endüstrisi şimdilerde “Neyin, ne olduğunu bilmiyoruz!” tezini kullanarak AB içinde geniş çaplı lobi etkinliği yürütüyor ve yasaklamaları durdurmaya, ya da frenlemeye, ya da yalnızca birkaç maddeye kısıtlama gelmesine çalışıyor.  Gözlemcilerin sordukları soru şu:  “Ekonomik çıkarlar mı ön planda gelecek?  İnsanların sağlığını korumak mı?”

Yararlanılan kaynaklar: The Guardian, Fiana Harvey, 10.5.2012 / Andreas Kortenkamp, 15.5.2012

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s