“Yeşil” ekonominin geleceği parlak

 Kopenhag, Siemens ile The Economist dergisi’nin birlikte gerçekleştirdikleri “Avrupa Yeşil Kentler” sıralamasında en başta yer alıyor.  Kentin bisiklete öncelik politikasındaki ve bütünleşik toplu ulaşım sistemindeki büyük başarısının yanında, oradan öğreneceğimiz en önemli şey, “yeşil” olmanın kentlere ekonomik gelişme getiriyor olması.  Başka bir deyişle ekolojik tavır ve politika hem ekonomik katkı sağlıyor, hem de parasal kaynak yaratıyor.  Bu ve benzeri denemeler “çevre endişelerine öncelik veren yaklaşımların ekonomik gelişmeyi frenlediği” iddiasını yalanlıyor ve yepyeni, tertemiz bir ekonomi anlayışının temellerini atıyor.

Geçenlerde “Green Growth Leaders” kuruluşunun yayımladığı rapor  uzun zamandan beri ekolojik strateji uygulayan Kopenhag’da yeşil hizmet ve ürünlere verilen önceliğin yeni ve güçlü bir sektör yarattığını, bu sektörün sağladığı ihracatın da son beş yılda %77 arttığını vurguluyor.  Benzeri olguyu ABD’de Portland’da da (Oregon) görüyoruz.  Ekolojik politika ve uygulamalara verdiği öncelikle tanınan bu kentte “temiz teknoloji” sektöründe hızlı bir gelişme yaşanıyor.  Durmadan yeni firmalar kuruluyor, işsizlik azalıyor ve dünyanın dört bir bucağına yapılan ihracatta patlama izleniyor.  Kent yönetimi toplu ulaşım şebekesine büyük yatırımlar kaydırmış durumda.  Aynı zamanda kentsel gelişme çok yakından izlenip kontrol ediliyor ve “yeşil bina” projelerine destek fonları sağlanıyor.

Kopenhag ile Portland’ın yaklaşımları, kentleşmenin içinde bulunduğumuz çağın en önemli ekonomik dinamosu olduğuna tanıklık yapıyor.  Önümüzdeki dönemde Asya’da ve Afrika’da büyük nüfus hareketleri olacak;  bunu biliyoruz.  Yani hızlı kentleşme olgusuyla karşı karşıya kalınacak.  Ülke yönetimleri ister istemez, temiz ekonomiye öncelik verecekler.  Bu da “yeşil” sektörü bekleyen büyük potansiyele işaret ediyor.  Örneğin, Brookings Enstitüsü’nde yürüttüğümüz bir çalışma ABD’de temiz ekonomi alanında 2,7 milyon kişinin çalıştığını ortaya koydu.  Bu, fosil yakıtlarla ilgili sektördekinden çok fazla ve bilişim teknolojisinin 4,8 milyonluk rakamına hayli yakın.

Yararlanılan kaynak:  Bruce Katz, The Guardian, 23.4.2012  (Bruce Katz Brookings Institute’un başkan yardımcısı.)

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular, Kentler, Ulaşım içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s