Rio+20’ye giden dolambaçlı yol

20 yıl önceydi.  Dünyanın önde gelen isimleri Rio’da buluşmuştu.  George Bush bile.  Ne kadar da mutluydular!  Dünyayı kurtaracak muazzam adımlar atıldığı duygusu içindeydiler.  Ülkelerden, kuruluşlardan, kurumlardan koşup gelmiş 179 delegasyon ilk kez tutarlı bir biçimde ve uluslararası bir ortamda dünyayı, ekolojiyi, insanlığın geleceğini konuşmuşlardı.  İklim değişimini de ele almışlardı, doğal kaynakların zarar görüyor olmasını da.  Yepyeni bir “yeşil düzen”den söz etmişlerdi.  Sonunda da “21inci yüzyıl için eylem programı” anlamında 800 sayfalık bir belge üretmişlerdi.  Bağlayıcı ve zorlayıcı olmasa bile, bu belgede ülkelerin keyiflerince alıp kullanabilecekleri sayısız girişim vardı.

Şimdi, yirmi yıl sonra, önümüzdeki Haziran’da, Rio Birleşmiş Milletler’in yeni bir zirvesine gene kapılarını açıyor:  Rio+20.  Bu yirmi yıl içinde nasıl da dolambaçlı ve hayal kırıklığı dolu bir yol izledi Rio baharı:  1997’deki Kyoto anlaşması…  Cancun zirvesi…  Kopenhag…  Durban…  Bu yol boyunca yerküre bir hayli sille yedi ve politikacılar (Jacques Chirac’ın sözüyle) ev cayır cayır yanarken başka yerlere bakmayı tercih ettiler.

Bir de bu yirmi yıl içinde dünya düzeni de, oyunun kuralları da bir hayli değişti.  Çin, Hindistan, Brezilya kalktılar ayağa ve Batı dünyasının kendince çizdiği senaryolara “Durun bakalım” dediler.  Ekonomi de peşi peşine gelen krizlerin içine dalıverince ekolojik endişeler çok geri planlara itildi.  Tabii böyle bir ortamda, ortak programların çevresinde bir araya gelmek çok zorlaştı.  Bu sıkıntılı koşulların bilinci içinde olan (Rio+20 komisyonu başkanı, Brezilyalı yeşillerin milletvekili)  Alfredo Sirkis bir atılım yaptı;  dokuz ülkeden politikacıları ve uzmanları içine alan bir grup oluşturdu.  Bu grup, Rio+20’yi parlak nutukların atıldığı bir gösteri olmaktan kurtaracak ve ortak noktaları yakalayıp somut sonuç üretecek bir düzen yaratmayı hedefliyor.  Öyle anlaşılıyor ki, Rio zirvesi bu kez dünya kamuoyuna (800 sayfalık bir destan yerine) kısa, pratik, işler bir metin sunmaya yönelecek.

Yararlanılan kaynak:  Nicolas Bourcier, Le Monde, 26.4.2012

Reklamlar
Bu yazı Ekoloji Politikası, Genel Konular, İklim içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s