Karabiber deyip geçmemek gerek

Soframızdaki karabiberin kendi belki boğazımızı yakıyor, ama öyküsü de boğaz yakıcı.  Kullandığımız karabiberin üretim merkezi aslında Hindistan.  Beyaz biberin ise Endonezya ve Malezya.  Hindistan yılda 50.000 ton karabiber üretiyor.  Bunlar firmadan firmaya geçerek dünyaya dağıtılıyor.  Bu süreç birilerine iyi para kazandırıyor, ama küçük çiftçiyi kuraklıklarla, fiyat cambazlıklarıyla baş başa bırakıyor.  Bu konuda küçük dramlar yaşanıyor.

Hindistan’ın güneyindeki Karela eyaletindeyiz.  Küçük bir köyde.  Neethu “Bir sabah uyandım ve babamı odanın bu kenarında kendini asmış buldum.” diye anlatıyor kendi öyküsünü.  Genç kız 20 yaşında.  14 yaşındaki sakat erkek kardeşine bakıyor ve evin işleriyle uğraşıyor.  Anne ise ilerideki taş ocağında günde 3 avroya çalışıyor.  Ama üçü birlikte evin çevresindeki küçük arazideki karabiberlere sahip çıkma savaşı veriyorlar.  Baba, bütün karabiberciler gibi ayakta kalabilmek için çevredeki tefecilerden %25’e varan faizle borç alıyordu.  Bu borca “ya öde, ya öl” borcu deniliyor buralarda.  Ödeyemezsen tefeciler arazine el koyuyor.  Bu kadar basit.  Ama çiftçinin büyük bir kesimi ödemekte zorluk çekiyor.  Bazıları çözümsüzlüğün çözümünü ölümde buluyor.  Son on yıl içinde 1.700 çiftçinin intihar ettiği söyleniyor.

Karabiber yetiştirenlerin büyük Yalancı karabiber ağacı dalıbölümü 1–2 hektarlık arazi sahibi küçük çiftçiler.  Bölgede halkın %90’ı karabiberle geçinmeye çalışıyor.  Bunlar 2000’li yıllarda kilo başına aldıkları paranın beşte bire indiğini gördüler.  Öte yandan üretimleri de azaldı, çünkü hastalık sardı bitkileri.  Bir de yıllardır süren aşırı ilaçlamanın ve gübrelemenin toprakta yarattığı zayıflama var.  Çiftçinin çoğu arazisinde yalnızca karabiber yetiştirdiği, yani tek ürüne bağlı kaldığı için fiyatlardaki ciddi bir düşüş bu insanların yaşamında tsunami etkisi yaratıyor.

Üstelik küçük üretici dünya çapındaki karabiber mekanizmasından tamamen habersiz.  “Fiyatlara ne oluyor?  İniyorlar mı, çıkıyorlar mı?  Hangi düzeydeler?”  Bütün bu bilgilerden kopuk ve uzak.  Tek temas noktası bir takım yerel aracılar.  Ona gereksinim duyduğu gübreyi de, ilacı da aracılar veriyor.  Tabii ortaya çıkan ürünü de onlar satın alıyor.  Ne fiyat verirlerse onu kabul etme durumunda.  Öte yandan aracının da büyük dağıtım firmalarının karşısında boynu bükük.  Hindistan’da bazı örgütlü toplum kuruluşları bu işleyişe bir düzen getirmeye, bu mekanizmayı bazı etik kurallarla biçimlendirmeye çalışıyorlar.

[Karabiberin ülkemizde de (hatta Kıbrıs’ta) bir ölçüde yetiştiği, ama bunların yaban (başka bir deyişle yalancı) oldukları, bu nedenle de sofralarımıza gelmediği söyleniyor.]

Yararlanılan kaynak:  Frederik Johannisson ve Peter Bengtsen, The Ecologist, 25.1.2012

Reklamlar
Bu yazı Tarım içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s