Dipnotu- Çocuklar ve ekoloji

Ekogazete’de 29 Eylül 2011’de yayımladığımız bir yazı İngiltere’de çocuklar arasında yürütülmüş bir anketten söz etmiş ve bu araştırmanın sonuçlarını aktarmıştı.  Öyle anlaşılıyor ki, çocuklar çevre konusunda büyüklerden daha bilinçliler ve ekolojiye büyük ilgi duyuyorlar.  Örneğin eğitimdeki ilgi alanları bilgisayardı, sanattı, tarihti gibi konulardan çok daha fazla ekoloji.  Ayrıca önlerindeki dünya açısından hayli de endişeliler.  Çevreye saygısızlık yapan ya da ekolojik konularda dikkatsiz davranan anne ve babalarını bilinçli olarak uyarıyorlar.  Ne de olsa, bizlerin çekip gittikten sonra bırakacağımız dünya onların dünyası.  Buna sahip çıkıyorlar.  Bugünden sahip çıkma durumunda olduklarının bilinci içinde.

Bu gözlem, kuşkusuz Avrupa ülkelerinin çoğu için geçerli.  Nitekim çocuklara ve gençlere yönelik kitap dünyasında bu olgu hemen göze çarpıyor.  Ekolojiyi ön plana almış kitap yayımında gerçek bir gelişme gözleniyor.  Her yıl bu temayı işleyen çok sayıda kitap dolaşıma katılıyor.  Bunun da ötesinde okullarda genel eğitim politikasının bir parçası olarak ekolojiye önemli yer ayrılıyor.

Ancak bu da bir soruyu gündeme getiriyor.  Biz büyükler, çevre sorunlarına duyarlı olanlarımız ekolojik konulara genelde hayli karamsar bakıyoruz.  Haklı olarak şikâyetçiyiz, suçlayıcıyız, kırgınız ve kızgınız.  Ama acaba bu karamsarlığı çocuklara, hele hayli küçüklere (örneğin ilkokul çağındaki çocuklara) farkında olmadan aktarıyor muyuz?  Bu, onlarda umutsuzluk, çaresizlik ve giderek boş vermişlik yaratıyor mu?  Acaba çevre duygusunu onlara kedi-köpek sevgisinin, ağaç-çiçek sevgisinin ötesinde ve bunun çok üstünde, daha köklü olarak nasıl verebiliriz?  Karamsarlığın getireceği çaresizliğe ve küskünlüğe saplanmalarına kapı açmadan, tersine onları yaratıcı, yapıcı, güler yüzlü bir tavırla, çevre için kolları sıvamaya yönlendirerek?

Olumlu ve yapıcı bir çizgiden söz ederken akla (başka birçok örneğin yanında) değerli bir gençlik yazarımızın, Bilgin Adalı’nın basılmak üzere olan bir kitabı geliyor:  “Akıntı Burnu ile Sümbüllü Köşk’ün Öyküsü”.  Bunda çocuklar büyüklerin münasebetsizliklerini öylesine bastırıyorlar ki, sonunda İstanbul Boğazı’ndaki muhteşem akıntının gücünü kullanan bir elektrik santrali kurulmasına önayak oluyorlar.  Adalı’nın başka bir kitabında da (Atlantis Öyküleri) çocuklar Tuna’nın taşıdığı kirliliğin Karadeniz’e dökülmesini önleyecek bir düzenin oluşturulmasını sağlıyorlar.

Reklamlar
Bu yazı Dipnotları, Genel Konular içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s