Dünya çapında bir skandal: BPA-Bisphenol A

24 Ekim’de “Pediatrics” dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre ana rahminde Bisphenol A’ya (BPA) maruz kalmış olan kız bebekler daha sonra ciddi kaygı, depresyon ve hiperaktivite sorunlarıyla karşı karşıya kalıyorlar.

Cincinnati Çocuk Hastanesi’nin işbirliğiyle Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Bölümü‘ndeki 7 profesör tarafından yürütülen bu araştırma çocuk bekleyen kadınların 16ncı, 26ncı ve doğumdan hemen sonraki idrarlarında gözlenen BPA oranını inceleme altına almış.  Aynı inceleme bebeklerde de 1, 2 ve 3 yaşlarında tekrarlanmış.  Kız bebeklerin idrarlarındaki BPA miktarının annelerininkine göre daha fazla olduğu görülmüş.  Bunun yanında başka bir ilginç saptama daha var:  ana rahminde yüksek oranda BPA’ya maruz kalan kız çocuklar çok daha belirgin kaygı, depresyon ve hiperaktivite davranışlarını (hatta saldırganlığı) sergiliyor.  Erkek çocuklarda aynı sonuç görülmüyor.  Daha önceki araştırmalar BPA’nın zararlı etkilerini ortaya koymuşlardı, ama bu çalışma ilk kez sorunun ana rahminde başladığını, etki bakımından en kritik dönem olduğunu ve kız çocukları daha fazla etkilediğini vurguluyor.  Bilindiği gibi, Avrupa ve Kanada’da BPA’nın biberonlarda kullanılması yasaklanmıştı.  Fransa Millet Meclisi ise 12 Ekim’de BPA’nın, vücudun hormon sisteminde bozukluklar yaratan bu maddenin üretimini, ithalini, ihracını, yiyecek sektörüyle ilgili her türlü kullanımını toptan yasaklayan yasayı kabul etti.

Le Monde, 24.10.2011

[Peki, BPA nedir?  BPA, Bisphénol-A denilen ve konserve, kutu meyve suyu, süt gibi gıda ambalajlarını astarlayan kimyasal bir maddedir.  Ayrıca plastik, naylon, polyester, PVC gibi maddelerin üretiminde ağırlığı vardır.  Temas halinde olduğu gıdalara zamanla bulaşır.  Bu olgu ısınmayla daha da artar.  Bununla birlikte işaret etmek gerekir ki, su şişeleri ve likit ilaç şişeleri gibi nispeten yumuşak plastik kaplarda BPA yoktur.  Bu madde sert, şeffaf plastik malzemelerde görülür.  Gözlemciler, ülkemizdeki sorumlu organların BPA konusunda hayli hoşgörüyle davrandıklarını ileri sürüyorlar.]

BPA konusunda kullanıcıların dikkat etmesi gereken bazı hususlar var.  Örneğin:

—  Mikrodalga fırında yiyecek ısıtacaksanız, bunu plastik kabından çıkarıp bir tabakta ısıtın.

—  Kutulu meyve suları yerine şişe içindeki meyve sularını tercih edin çünkü bu kutuların içi genelde PBA ile sıvanmış olur.

—  Madeni konserve kutularındaki yiyecekleri olabildiğince az kullanın çünkü bunların içinin de PBA ile sıvalı olma olasılığı hayli fazladır.

Unutmamak gerekir ki, yürütülmüş olan bazı araştırmalar BPA’ya maruz kalmış farelerin göğüs kanserine daha eğilimli olduklarını, sinir sistemlerinde biyokimyasal değişimler gözlendiğini, bağışıklık sistemlerinde bozukluklar yaratılmış olduğunu saptadı.

Laurent Chevallier, Le Point, 1.10.2011

 [Le Monde bu konuyu daha sonra manşetine taşıdı ve başyazıda bunu işledi. Ayrıca ayrıntılı bir yazıya yer verdi.]

Son on yılın yaşadığı en büyük sağlık skandallarından biriyle karşı karşıyayız:  Bispehnole-A.  Bunda ilaç sektörünün, akademik araştırmacıların ve devletlerin halk sağlığı kurumlarının büyük katkısı var.  Şimdilerde, BPA’ya maruz kalmanın yarattığı zararlı etkiler konusunda durmadan yeni araştırmalar yayımlanıyor.  Aslında bu bulgular çok da yeni değil.  Örneğin 2005’te “Environmental Health Perspectives” adlı kurumun kamuya sunduğu bir raporda batı dünyasında yaşayanların %90’ının idrarında BPA görüldüğü duyurulmuştu.  Ama daha da öncesi var.

Plastik endüstrisi BPA’yı 1950 sonlarında kullanmaya başlamıştı.  Yiyecek ve içecekleri sarıp sarmalayan kutu, paket vb. gibi ambalaj malzemelerinde yer alan bu kimyasal maddenin zamanla yiyeceklere ve içeceklere bulaştığı ve örneğin bunun kadınların bazı hormonlarını etkilediği daha o günlerde fark edilmişti.  Ama bu olgu sorumlularca genelde “zararsız” kabul edilmişti.

1990’lı yılların ortalarında Missouri Üniversitesi (ABD) profesörlerinden Frederick vom Saal tamamen rastlantısal olarak ve şaşkınlıkla görmüştü ki, laboratuvar araştırmaları sırasında kullanılan BPA’nın 25 bin kat daha azı gebe farelere yalnızca birkaç gün için verildiği zaman bile, bunların doğurdukları erkek farelerin üreme sistemleri zedeleniyor.  Frederick vom Saal bu bulguyu bir yazıyla bir bilimsel dergiye yollayınca plastik endüstrisinde huzursuzluk başladı.  Sektörün en büyüklerinde biri olan Dow Chemical araştırmacıyla buluşup konuyu konuşmak istedi.  25 Nisan 1997’deki toplantıda “her iki tarafın da menfaatine olacak biçimde” yazının yayınlanmasına ara verilmesi ve firmanın kendiyle anlaşmalı olan bir firmaya karşı araştırma yaptırmasına olanak sağlanması istendi.

Bu tekliften son derecede rahatsız olan araştırmacı (Le Monde’un bugünlerde kopyasını gördüğü bir mektupla) ilgili kurumlara şikayet yazısı gönderdi.  (Le Monde’un “iki taraflı menfaatin” ne demek olduğu konusundaki sorusuna Dow Chemical yanıt vermedi.)  Bununla birlikte bir önlem alınmadı ve bilim çevreleri konuyu tartışmaya devam ettiler.  Hatta bazı araştırmacılar “daha yüksek bir dozda BPA verilince sözü edilen zararlı etkiler yok oluyor” benzeri sonuçlar ürettiler.  Ama bu arada Washington Eyaleti Üniversitesi’nde Prof. Patricia Hunt yürüttüğü uzun süreli çalışmaların sonunda, zararlı etkiler çıktığını saptadı ve bulgularını 2003’de yayımladı.  Hunt, endüstrinin çalışmalarını baltalamak için büyük çaba gösterdiğini söylüyor.

Frederick vom Saal 2005’te bir inceleme yürütüp BPA konusunda yapılmış araştırmaları gözden geçirdi.  Gördü ki, o güne kadar 115 araştırma yapılmış.  Bunların %73’ü (ki hepsi bağımsız çalışma) sağlık sisteminin değişik işlevlerini ciddi olarak zedeleyen sonuçlar saptamış.  Öte yandan endüstrinin finanse ettiği 10 çalışma “önemli biyolojik bir etkinin” söz konusu olmadığını ileri sürmüş.  Daha sonraları, 2006’da bu alanda değişik ülkelerde çalışma yapan 40 kadar bilim insanını Kuzey Carolina’da bir araya getiren bir kolokyum düzenleniyor.  Uzmanlar “Chapel Hill Bildirisi” diye anılan bir duyuru yayımlıyorlar ve BPA’nın yaratabileceği sorunlara ısrarla işaret ediyorlar:  göğüs kanseri, prostat kanseri, 2inci tipten diyabet, obezite, hiperaktivite, dikkat dağılması, erkek çocuklarda üreme ve idrar organlarında bozukluklar, kızlarda doğurganlığın zedelenmesi, ergenliğin daha küçük yaşa kayması, vb.  Bu güçlü çıkışa karşın belli çevrelerde ve özellikle ülkelerin sağlık mekanizmalarında konu bunca zamandan beri hafife alınıyor.  Sık sık “konu daha kesinleşmedi… tartışma altında…  bilimsel bulgular kuşkulu…” benzeri yorumlar ileri sürülüyor.  Bu durumda endüstrinin finanse ettiği bazı çalışma ve kampanyaların büyük etkisi var.

Stéphane Foucart, Le Monde, 29.10.2011

BPA nelerde var?

Sıvama ve kaplama malzemesi olarak:  Madeni konserve ve meyve suyu kutuları…  Buzdolapları…  Bulaşık makineleri…  Elektrik süpürgeleri…  Bahçe sulama araçları…  Linolyum benzeri kaplama malzemeleri…  Yapışkanlar…  Kartonların, kâğıtların ve kâğıt kutuların üstüne sürülmüş vernikler…

Plastik malzeme olarak:  Gözlük camları ve çerçeveleri…  Damacanalar…  Plastik mobilyalar…  Plastik tabak, çanak…  CD, DVD

Le Monde, 29.10.2011

Reklamlar
Bu yazı Sağlık - Beslenme içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s