Şişt gazı

[Belki ne olduğunu pek bilmiyoruz, ayrıca fazla da kullanmıyoruz, ama “şist” sözcüğü giderek günlük konuşmalara yerleşecek gibi görünüyor.  Türkçe sözlük bunu şöyle tanımlıyor:  “Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı.”  Anlaşıldığı gibi, Fransızca kökenli bu sözcük dilimize yıllar önce yerleşmiş.  Ancak şimdilerde bazıları İngilizce’den gelme “şift / shale” gibi sözcükleri kullanmaya başladılar.  Aşağıda özetlenen bilgilerin çeşitli kaynakları var:  France2.fr, Le Monde,  Worldwatch Insitute bülteni]

Şist kayaları çok yaygın olarak dünyanın çeşitli yerlerinde bulunuyor.  ABD, Fransa, Polonya gibi bazı ülkelerde çok yaygın şist bölgeleri var.  Şist organik temelli, ama az geçirgen olduğu için önemli miktarda doğal gaz saklıyor içinde.  Ancak bu gazın elde edilebilmesi o kadar da kolay değil.  Çok derin düşey kuyular kazmak ve dipte şist tabakalarına ulaşınca sağa sola yatay denilebilecek açılımlar getirmek gerekiyor.  Bu da yetmiyor.  Bazı yöntemlerle şist tabakalarında yarıklar yaratarak depolanmış olan gazın serbest bırakılması icabediyor.

Sözü edilen açılımların yaratılmasında ciddi zorluklar var.  En yaygın yöntem yukarıdan kuyuların içine tonlarca aşırı basınçlı su sıkmak.  Ama bu suya kimyasal maddeler de ekleniyor.  Bir de kum.  Yarıklar açılınca tekrar kapanmalarını önlemekte kum çok yararlı oluyor.  Sıkılmış olan suyun bir bölümü geri alınıyor.  Ama ancak bir bölümü.  Örneğin tipik bir girişimde 4.000 kamyonluk su sıkılmışsa ancak 200 kamyonluk su geri kazanılıyor.  Yer kabuğunun içinde kalan kumlu, kimyasal maddeli su ise oraya, buraya dağılıyor.  Geri kazanılan pis su ise bir takım gölcüklerde dinlenmeye (kendi kaderlerine) bırakılıyor.

Bu yöntemle elde edilen (ve şist gazı denilen) bu doğalgazın mantığı nedir?  Petrol fiyatlarında giderek artan ve azalmayacağı bilinen artışlar bir yandan, bir de dünyanın bizlere sunduğu petrol rezervlerinin üst sınırına varılmış olduğu bilinci öteki yandan, başka seçenekleri düşünme telaşını getirdi.  Doğal olarak, basit kuyularla elde edilen doğalgazın yanında başka olanaklar da araştırılmaya başlandı.  ABD ufukta beliren ciddi enerji sorununa ve bunun getireceği aşırı bağımlılığa çareyi kendi topraklarındaki şist gazını devreye almakta buldu.  Ancak ne var ki, kullanılan yöntemler yeraltı sularını kirletiyor ve su kaynaklarını tüketiyor.  Yani çok ağır ekolojik bedel yaratıyor.

2005’te G. Bush’un başkan yardımcısı olan Dick Cheney bu girişimlerde çevresel değerlendirmeyi devre dışına çıkaran bir yasayı gerçekleştirdi.  Ne de olsa, başkanlık yönetimi sırasında Irak gibi girişimlerde rol alan ve daha önce yöneticisi olduğu (kötü anlamda ünlü) Halliburton şirketi şist gazı kazısı yapan girişimcilerden biriydi.

Bugün ABD’de Oboma yönetimi bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyor.  İngiltere’de iki hafta önce Blackpool’da yürütülen şist gazı kazısı, kazının hemen yakınlarında ufak çaplı birkaç deprem olunca durduruldu.  [Le Monde, 9.6.2011]

Acaba bütün bu müdahaleler ve kimyasal maddeler dünya kabuğunda beklenmedik sonuçlar mı üretiyor?  Öte yandan Polonya yönetimi büyük bir heyecanla ve ekolojik endişeleri bir kenara itip kendi topraklarındaki şist gazına yüklendi.  [Le Monde, 2.6.2011]

Fransa’da ise büyük, sert bir tepki doğdu.  Yönetim daha önce verilmiş olan kazı yapma izinlerini dondurdu ve su pompalama yöntemini yasaklayan bir yaklaşımı benimsedi.  Parlamento bugünlerde yeni bir yasa ile düzen getirmeyi hedefliyor.  [Le Monde, 17.6.2011]

Amerikalı bir belgesel yönetmeni olan Josh Fox’un yapmış olduğu bir belgesel konunun sorunlu yönlerini çarpıcı bir biçimde ortaya seriyor.  Yüzbinlerce kişi izledi bu filmi.  GASLAND adını taşıyan ve süresi bir saati aşan filmin İspanyolca (ama İngilizce altyazılı) bir sürümü internette mevcut.  Ayrıca 3 dakikalık bir tanıtım filmine de ulaşmak mümkün.

[Kaynaklar, ülkemizde Hatay’dan İran’a kadar uzanan güney sınırlarımızdaki geniş bir kuşakta şist olduğunu belirtiyor.  Değişik ülkelerde buna benzer konuların kamuoyunun önüne gelmesi, konuşulması, enine boyuna tartışılması “demokratik” olmanın “olmazsa olmaz” temel koşulu olarak görülüyor.  Acaba ülkemizin güney doğusundaki şist oluşumlarına bir takım girişimlerin ilgi duymasından haberimiz olacak mı?]

Reklamlar
Bu yazı Doğal kaynaklar, Enerji, Teknoloji içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s